11 Eylül 2001'de ABD'ye yönelik saldırıların planlayıcısı olduğu iddia edilen Halid Şeyh Muhammed'in, Küba'daki Guantanamo Üssü'nde bulunan askeri mahkemede Haziran 2028'de yargılanmaya başlayacağı açıklandı. ABD askeri mahkemesi sözcüsü perşembe günü yaptığı açıklamada, dava sürecinin uzun yıllardır devam eden yasal engellerin aşılmasının ardından belirlendiğini duyurdu. Muhammed ve dört kodamanının, yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne yol açan saldırılarla bağlantılı suçlamalarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Sürecin Arka Planı ve Yasal Engeller
Halid Şeyh Muhammed, 2003 yılında Pakistan'da yakalanmış ve o tarihten bu yana Guantanamo'daki askeri hapishanede tutuluyor. Kendisi ve dört sanık, 11 Eylül saldırılarını planlamak, finansmanını sağlamak ve terör eylemlerine katılmakla suçlanıyor. Yargılama süreci, sanıkların avukatlarıyla görüşme haklarının kısıtlanması, sorgu yöntemlerinin işkence içerdiği iddiaları ve mahkemenin meşruiyetine ilişkin itirazlar nedeniyle defalarca ertelenmişti. Özellikle Muhammed'in, CIA gözetiminde 'geliştirilmiş sorgu teknikleri'ne maruz kaldığını itiraf etmesinin ardından, bu itirafların delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı tartışma konusu olmuştu. ABD Yüksek Mahkemesi'nin 2006'da Guantanamo'daki askeri komisyonların anayasaya aykırı olduğuna karar vermesinin ardından yeniden yapılandırılan mahkeme süreci, on yılı aşkın bir süredir devam ediyor. Haziran 2028 tarihi, dava dosyasının tamamlanması ve ön duruşmaların sona ermesinin ardından belirlendi. Sözcü, tarafların bu süre zarfında delil toplama ve tanık ifadeleri için ek süre talep edebileceğini, bu nedenle tarihin ileri bir tarihe ertelenebileceğini de sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
11 Eylül saldırıları, ABD'nin 'teröre karşı küresel savaş' politikasının başlangıcı olmuş ve bu politika, Afganistan'ın işgalinden Irak'ın işgaline kadar geniş bir coğrafyada derin izler bırakmıştır. Muhammed'in yargılanması, bu sürecin hukuki boyutunu oluşturuyor. Davanın sonuçlanması, uluslararası hukuk açısından önemli bir emsal teşkil edebilir. Ancak insan hakları örgütleri, Guantanamo'daki yargılamaların adil yargılanma standartlarını karşılamadığını ve bu sürecin bir 'göstermelik mahkeme' olduğunu savunuyor. Özellikle sanıkların işkenceye maruz kaldığı iddiaları, davayı uluslararası kamuoyunun gündeminde tutuyor. Afganistan'daki ABD askerlerinin çekilmesinin ardından bölgedeki güç dengelerinin değiştiği bir dönemde, bu davanın sonucu, ABD'nin terörle mücadele politikalarının meşruiyeti açısından da yakından izlenecek. Ayrıca, 2028 yılı, ABD başkanlık seçimlerinin yapılacağı yıla denk geliyor; bu da davanın siyasi bir boyut kazanabileceği yorumlarına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül sonrası süreç, Türkiye'nin güvenlik politikalarını doğrudan etkilemiştir. ABD'nin 'teröre karşı savaş'ı, sınır komşusu Irak ve Suriye'de istikrarsızlığa yol açmış, bu durum Türkiye'yi göç ve terör tehditleriyle karşı karşıya bırakmıştır. Muhammed'in yargılanması, uluslararası hukukun terörle mücadelede ne ölçüde uygulanabileceğine dair bir test niteliği taşıyor. Türkiye, kendi terörle mücadele deneyiminde adil yargılanma hakkı ve hukukun üstünlüğü konularına duyarlılık göstermektedir. Bu dava, Türkiye'nin terörle mücadelede hukuki süreçlere verdiği önemi teyit eden bir örnek olarak okunabilir. Ayrıca, davanın zamanlaması, ABD-Türkiye ilişkilerindeki güvenlik iş birliği açısından sembolik bir önem taşıyor; ancak doğrudan bir etki yaratması beklenmemektedir.