Orta Doğu'daki son gelişmelerde, Türkiye'nin İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırıları karşısında gösterdiği ihtiyatlı tutum dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, Ankara'nın bölgesel dengeleri gözetme ve Rusya ile ilişkileri dengeleme çabası olarak yorumlanıyor. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğüne verdiği desteği vurgularken, sahadaki gerçekleri de göz ardı etmiyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail, son aylarda Suriye'de İran destekli güçlere ve Hizbullah'a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu saldırılar, Şam Uluslararası Havalimanı ve çevresindeki askeri noktaları da hedef aldı. İsrail yönetimi, bu operasyonların İran'ın Suriye'deki askeri varlığını zayıflatmayı amaçladığını açıkladı. Türkiye ise bu gelişmelere karşı temkinli bir diplomatik dil kullanmayı tercih etti.
Türkiye'nin bu tutumu, Suriye krizinde uzun süredir benimsediği politikayla uyumlu. Ankara, Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'ye karşı askeri operasyonlar yürütürken, bir yandan da Esed rejimiyle normalleşme sürecini başlatmış durumda. Bu bağlamda Türkiye, İsrail'in saldırılarını sert şekilde kınamaktan kaçınarak, diplomasi kanallarını açık tutmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Suriye'deki operasyonları, bölgedeki güç dengelerini etkiliyor. Rusya'nın Suriye'deki hava savunma sistemleri genellikle İsrail uçaklarına müdahale etmiyor; bu da İsrail'e geniş bir hareket alanı sağlıyor. ABD'nin ise İsrail'in bu saldırılarına yeşil ışık yaktığı biliniyor. Bu durum, Suriye'deki krizi daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye, özellikle Rusya ile Astana sürecinde iş birliği yürütüyor ve bu süreçte İsrail'in eylemleri, taraflar arasında gerilime neden olabilir. Ankara'nın temkinli yaklaşımı, aynı zamanda Rusya'nın çıkarlarını da gözetme amacı taşıyor. Ancak bu tutum, Türkiye'nin muhalif gruplara verdiği destek göz önüne alındığında, zaman zaman eleştirilere yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarında denge politikası izliyor. Bu durum, Ankara'nın hem Rusya ile ilişkilerini koruma hem de sahada kendi güvenlik çıkarlarını sağlama çabasından kaynaklanıyor. Türkiye'nin temkinli duruşu, bölgedeki güç dengesini değiştirecek hamlelerden kaçınma isteği olarak da okunabilir. Özellikle Esed rejimiyle normalleşme sürecini yürüten Ankara, İsrail'in saldırılarını kınayarak bu süreci riske atmak istemiyor. Bu da Türkiye'nin orta vadede bölgesel bir aktör olarak etkinliğini artırabilir, ancak kısa vadede muhalifler nezdinde tepki çekme riskini taşıyor.