11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıl dönümünde, hayatını kaybeden yaklaşık 3 bin kişi ABD genelinde düzenlenen törenlerle anıldı. New York'taki Dünya Ticaret Merkezi, Washington'daki Pentagon ve Pennsylvania'daki Shanksville'de düzenlenen anma etkinliklerine kurban yakınları ve yetkililer katıldı. Saldırılar, ABD tarihinin en ölümcül terör eylemi olarak kayıtlara geçti ve ardından başlatılan "Teröre Karşı Savaş" küresel jeopolitiği derinden etkiledi.
Anma törenleri ve siyasi yankılar
New York'taki "Ground Zero" olarak bilinen Dünya Ticaret Merkezi alanında düzenlenen törende, kurbanların isimleri okundu ve hayatını kaybedenlerin aileleri gözyaşları içinde yakınlarını andı. Aynı saatlerde Pentagon'da da bir anma töreni gerçekleştirildi; burada da saldırıda hayatını kaybeden 184 kişi anıldı. Pennsylvania'nın Shanksville kentinde ise United Airlines 93 sefer sayılı uçağın düşürüldüğü alanda bir başka tören düzenlendi. Bu uçak, yolcuların müdahalesiyle hedefine ulaşamadan düşmüş ve saldırganların planını kısmen bozmuştu.
ABD Başkanı Joe Biden, yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "11 Eylül, ulusumuzun dayanıklılığını ve birlik ruhunu simgeliyor" dedi. Eski başkanlar ve siyasi liderler de sosyal medya üzerinden mesajlar yayınlayarak kurbanları andı. Ancak anma törenleri, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın gölgesinde gerçekleşti. Bazı aileler, saldırıların ardından başlatılan savaşların ve istihbarat başarısızlıklarının hesabının hâlâ sorulmadığını dile getirdi. Özellikle Afganistan'dan çekilme süreci ve bu ülkedeki insan hakları ihlalleri tartışmaları yeniden alevlendi.
11 Eylül saldırıları, ABD'nin iç ve dış politikasını kökten değiştirdi. 2001'de başlatılan Afganistan işgali, 2003'te Irak'a müdahale ve küresel ölçekte yürütülen terörle mücadele operasyonları, on binlerce sivilin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. Guantanamo Körfezi'ndeki tutukluluk kampı ve olağanüstü hal uygulamaları, insan hakları örgütlerinin uzun süredir eleştirdiği konular arasında. 25. yılda, bu politikaların bilançosu hâlâ tartışılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırıların ardından ABD'nin "Teröre Karşı Savaş" doktrini, NATO'nun 5. maddesini ilk kez devreye soktu ve ittifakınAfganistan'daki Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü (ISAF) kapsamında genişlemesine neden oldu. Türkiye de bu süreçte NATO üyesi olarak Afganistan'da asker bulundurdu ve Kabil'deki uluslararası havaalanının işletilmesi gibi görevler üstlendi. Ancak 2021'deki ABD çekilmesi, bölgede güç boşluğu yarattı ve Taliban yeniden iktidara geldi.
11 Eylül sonrası dönem, küresel terörizm algısını ve güvenlik politikalarını dönüştürdü. Bir yandan istihbarat paylaşımı ve sınır güvenliği artırılırken, diğer yandan Müslüman topluluklara yönelik ayrımcılık ve İslamofobi yükselişe geçti. Avrupa'da da benzer eğilimler görüldü; birçok ülke yeni terörle mücadele yasaları çıkardı. Bu süreç, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede güvenlik-özgürlük dengesi tartışmalarını beraberinde getirdi.
Öte yandan, 11 Eylül sonrası ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığı, bölgesel dengeleri alt üst etti. Irak'ın işgali, Saddam Hüseyin rejiminin sona ermesine yol açarken, ülkede yıllar süren iç savaş ve mezhep çatışmaları yaşandı. Suriye'deki iç savaşta da bu mirasın etkileri görüldü. Türkiye, bu istikrarsızlıktan en çok etkilenen ülkelerden biri oldu; milyonlarca Suriyeli mülteciye kapılarını açtı ve sınır güvenliği için askeri operasyonlar düzenledi.
Bugün gelinen noktada, 11 Eylül'ün üzerinden çeyrek asır geçmiş olsa da küresel terör tehdidi tamamen ortadan kalkmış değil. DEAŞ, El Kaide ve türevleri, farklı coğrafyalarda saldırılar düzenlemeye devam ediyor. ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi sonrası bölgede istikrarsızlık artarken, terör örgütlerinin yeniden güç kazanabileceği endişesi taşınıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül saldırıları ve ardından şekillenen küresel güvenlik mimarisi, Türkiye'nin dış politikasını ve güvenlik algısını derinden etkiledi. Türkiye, NATO üyesi olarak Afganistan'da görev aldı; ancak 2021'deki ani çekilme, bölgede yeni bir güç boşluğu yarattı. Bu durum, Türkiye'nin Orta Asya ve Afganistan'a yönelik politikalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirdi. Ayrıca, terörle mücadele kapsamında PKK ve DEAŞ gibi örgütlerle eş zamanlı mücadele eden Türkiye, Batılı müttefiklerinden yeterli desteği göremediği eleştirisini sık sık dile getirdi. 11 Eylül sonrası artan İslamofobi ve göç karşıtlığı, Avrupa'daki Türk toplumunu da olumsuz etkiledi. Türkiye, bu dönemde bölgesel istikrar için diplomatik girişimlerini artırırken, savunma sanayii ve istihbarat kapasitesini güçlendirmeye yöneldi.