ABD Temsilciler Meclisi'nde Çarşamba günü yapılan bir oylamada, 100 Demokrat milletvekili İsrail'e yönelik tüm ABD askeri yardımının kesilmesini öngören bir önergeyi destekledi. Cumhuriyetçi Thomas Massie tarafından sunulan önergenin kabul edilmesi beklenmezken, Demokratlar arasındaki bölünme, İsrail-Filistin meselesinin parti içinde nasıl bir dönüşüm yarattığını açıkça gözler önüne serdi. Önerge, 204'e karşı 213 oyla reddedilirken, 200 Cumhuriyetçi ve 13 Demokrat hayır oyu kullandı. Bu sonuç, Demokratların yaklaşık yarısının İsrail yardımına karşı çıktığını gösteriyor ki bu, son yıllarda görülmemiş bir oran.
Gelişmenin arka planı: Demokrat Parti'de artan İsrail karşıtlığı
Demokrat Parti'de geleneksel olarak İsrail'e güçlü destek veren bir kanat bulunsa da, özellikle 2021'deki Gazze savaşından bu yana ilerici kanat, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarını sert biçimde eleştiriyor. Başkan Joe Biden yönetimi, İsrail'e yıllık 3,8 milyar dolar askeri yardım sağlamaya devam ederken, partinin genç ve ilerici üyeleri bu yardımın İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerini finanse ettiğini savunuyor. Önergenin mimarı Massie, oylamanın 'sembolik' olduğunu ancak kamuoyunun nabzını tuttuğunu belirtti. Öte yandan, Demokrat liderlik önergeye karşı çıkarak, İsrail'in meşru müdafaa hakkını vurguladı.
Oylama, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasına yönelik ABD politikasının kutuplaştırıcı doğasını da ortaya koydu. Cumhuriyetçi Parti'nin büyük çoğunluğu İsrail'e koşulsuz destek verirken, özellikle ilerici Demokratlar, Filistinlilerin haklarını ön plana çıkarıyor. Sivil toplum kuruluşları, 2023'te İsrail'e yapılan yardımın 50 milyar doları aştığını ve bunun ABD dış politikasının en büyük kalemlerinden biri olduğunu hatırlatıyor. Bu oylama, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde partideki ayrışmanın derinleştiğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yardım kesintisi ne anlama gelir?
ABD'nin İsrail'e yardımı kesmesi, Ortadoğu'da büyük bir güç boşluğu yaratabilir ve bölgesel dengeleri altüst edebilir. İsrail, ABD'nin askeri yardımı sayesinde bölgedeki en güçlü orduya sahipken, bu yardımın durması İran gibi rakiplerini cesaretlendirebilir. Ayrıca, İsrail'in savunma sanayisinde ABD'ye bağımlı olması, kesintinin kısa vadede İsrail'in operasyonel kabiliyetini önemli ölçüde etkilemeyeceği ancak uzun vadede caydırıcılığını azaltabileceği yorumları yapılıyor. Öte yandan, Filistin yanlısı gruplar bu oylamayı bir zafer olarak görürken, İsrail hükümeti ise ABD'deki dostlarına güvendiğini ve bu tür girişimlerin başarısız olacağını belirtti.
Küresel ölçekte, bu oylama ABD'nin müttefiklerine verdiği desteğin sorgulanmasına neden olabilir. NATO müttefikleri ve Japonya gibi ülkeler, ABD'nin taahhütlerinin ne kadar güvenilir olduğunu tartışmaya açabilir. Ayrıca, Birleşmiş Milletler'de Filistin lehine artan oylamalar, uluslararası kamuoyunun da İsrail'e yönelik eleştirilerinin arttığını gösteriyor. Bu bağlamda, ABD'deki bu iç siyasi gelişme, küresel bir algı değişiminin parçası olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve İsrail ile son yıllarda normalleşme adımları açısından önemlidir. Türkiye, İsrail'in Filistin politikalarını eleştirirken, aynı zamanda enerji işbirliği gibi alanlarda ilişkileri geliştirme çabasındadır. ABD'deki bu siyasi kayma, Türkiye'nin İsrail-Filistin meselesinde daha aktif bir rol üstlenmesine zemin hazırlayabilir. Özellikle, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğinin azalması, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk veya inisiyatif alma fırsatlarını artırabilir. Ancak, oylamanın sembolik niteliği ve ABD yönetiminin politikasının hemen değişmeyeceği göz önüne alındığında, Türkiye'nin kısa vadede büyük bir değişiklik beklemesi gerçekçi değildir. Yine de, bu eğilim uzun vadede sürerse, Türkiye'nin dış politikası için yeni bir denklem oluşturabilir.