Meta CEO'su Mark Zuckerberg, California eyaletinde karşı karşıya olduğu potansiyel olarak milyarlarca dolarlık vergi yükümlülüğünden kaçınmak için şirketin hisse yapısında kritik bir değişikliğe gitti. Palo Alto'daki evini satışa çıkarmasına günler kala, Meta yönetim kurulu yeni bir hisse sınıfı oluşturmayı kabul etti. Bu hamle, Zuckerberg'in şirket üzerindeki oy gücünü korumasını sağlarken, aynı zamanda eyalet vergilerinden kaçınmasına olanak tanıdı.
Vergi Faturası ve Hisse Senedi Hamlesi
Edinilen bilgilere göre Zuckerberg, 2021 yılında California eyaletinde yapılması planlanan ve milyarlarca dolarlık vergi geliri getirmesi beklenen bir düzenlemeyle karşı karşıyaydı. Eyalet yetkilileri, yüksek gelirli bireylerin hisse senedi satışlarından elde ettiği kazançları daha ağır şekilde vergilendirmeyi planlıyordu. Zuckerberg'in servetinin büyük kısmı Meta hisselerinden oluşuyor. Eğer bu düzenleme yürürlüğe girseydi, Zuckerberg hisselerinin bir kısmını satmak zorunda kalabilir ve bu da şirket üzerindeki kontrolünü azaltabilirdi.
Bu tehdidi bertaraf etmek için Meta, 2022 yılında yeni bir C sınıfı hisse oluşturma planını açıkladı. Ancak bu plan, hissedarların itirazları ve mahkeme süreçleri nedeniyle askıya alındı. Son olarak şirket, yeni bir yapılandırmayla Zuckerberg'in oy gücünü koruyacak bir mekanizma üzerinde anlaştı. Bu düzenleme ile Zuckerberg, hisselerinin bir kısmını satsa bile şirket yönetiminde söz sahibi olmaya devam edecek.
California'nın vergi politikaları, teknoloji milyarderleri için ciddi bir endişe kaynağı. Eyalet, yüksek gelirli bireylerden alınan vergileri artırarak bütçe açığını kapatmayı hedefliyor. Zuckerberg'in bu hamlesi, diğer teknoloji liderleri için de bir emsal teşkil edebilir. Nitekim Tesla CEO'su Elon Musk da benzer nedenlerle California'dan Teksas'a taşınmıştı.
Küresel Piyasalar ve Vergi Rekabeti
Zuckerberg'in hamlesi, küresel ölçekte vergi rekabeti ve sermaye kaçışı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Son yıllarda birçok ülke, çok uluslu şirketlere ve zengin bireylere yönelik vergi kurallarını sıkılaştırıyor. OECD öncülüğünde yürütülen küresel asgari kurumlar vergisi çalışmaları, şirketlerin kârlarını düşük vergili ülkelere kaydırmasını engellemeyi amaçlıyor. Ancak Zuckerberg gibi kurucuların kişisel servetlerini korumak için şirket yapılarını değiştirmesi, bu çabaları zorlaştırabilir.
Meta'nın yeni hisse sınıfı düzenlemesi, aynı zamanda kurumsal yönetişim açısından da tartışma yaratıyor. Bazı yatırımcılar, kurucunun oy gücünü artıran yapıların hissedar demokrasisini zayıflattığını savunuyor. Öte yandan, şirketlerin uzun vadeli vizyonlarını korumak için kurucu kontrolünün önemli olduğunu belirten görüşler de mevcut. Zuckerberg, daha önce de benzer şekilde çift sınıflı hisse yapısıyla şirket üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırmıştı.
Bu gelişme, ABD'de eyaletler arası vergi rekabetinin boyutlarını gözler önüne seriyor. California gibi yüksek vergili eyaletler, zengin bireyleri ve şirketleri kaybetme riskiyle karşı karşıya. Teksas, Florida ve Nevada gibi düşük vergili eyaletler ise bu durumdan kazançlı çıkıyor. Zuckerberg'in hamlesi, diğer eyaletler için de bir uyarı niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer vergi tartışmaları yaşanıyor. Yüksek gelirli bireyler ve büyük şirketler, vergi yükümlülüklerini azaltmak için çeşitli yapılandırmalara gidebiliyor. Ancak Türkiye'deki vergi mevzuatı, hisse senedi satışlarından doğan kazançların vergilendirilmesi konusunda farklı kurallar içeriyor. Zuckerberg örneği, sermaye piyasalarında şeffaflık ve vergi adaleti konusundaki uluslararası trendleri yansıtıyor. Türkiye'nin de bu trendlere uyum sağlaması ve vergi kaçakçılığıyla mücadelede etkin adımlar atması bekleniyor. Ayrıca, yerli teknoloji girişimlerinin küresel yatırımcılarla rekabet edebilmesi için vergi teşviklerinin önemi artıyor. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin vergi politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor.