Küresel enflasyonun yavaşlama sinyalleri vermesine rağmen, en zengin tüketicilerin ‘pişmanlık duymayan lüks’ harcamaları, Fed başta olmak üzere merkez bankalarının işini zorlaştırıyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine hazırlandığı bir dönemde, üst gelir grubunun kesintisiz harcamaları, temel tüketim mallarının fiyatlarını da yukarı çekiyor. Gelir adaletsizliğinin derinleştiği bu tablo, Fed’in ‘yumuşak iniş’ stratejisine gölge düşürüyor.
Zenginler ne isterse alıyor, fiyatlar herkes için artıyor
Lüks tüketim, pandemi sonrası dönemde hiç olmadığı kadar güçlü seyrediyor. ABD’nin en büyük perakende zincirlerinden Walmart ve Target, üst gelir grubunun alışveriş sepetinde pahalı ürünlerin payının arttığını raporluyor. Özellikle yüzde 20’lik en üst gelir dilimi, tasarruflarını harcamaya yöneltirken, düşük gelirli haneler kredi kartı borçları ve yüksek faizler nedeniyle kemer sıkmak zorunda kalıyor. Boston Consulting Group verilerine göre, kişisel lüks mallar pazarı 2023’te yüzde 5-7 büyüyerek 400 milyar doları aştı. Bu talep, üreticilerin fiyatları yükseltmesine olanak tanıyor; çünkü en zengin tüketiciler fiyat artışlarına karşı duyarsız. Sonuçta süt, ekmek gibi temel ürünlerde bile fiyatlar beklentilerin üzerinde seyrediyor.
Fed Başkanı Jerome Powell, son basın toplantısında “çekirdek enflasyonun beklenenden yavaş düştüğünü” vurguladı. Uzmanlar, hizmet sektörü enflasyonundaki katılığın arkasında, yüksek gelirli tüketicilerin seyahat, yeme-içme ve kişisel bakım gibi alanlardaki kesintisiz harcamalarının olduğunu belirtiyor. New York Fed’in anketine göre, ortalama bir hane enflasyonun düşeceğini beklerken, en zengin yüzde 10’luk dilim daha yüksek harcama niyeti bildiriyor.
Fed’in ikilemi: Faiz indirimi mi, lüks tüketimle mücadele mi?
Bu durum, Fed’i bir ikileme sürüklüyor. Faizleri düşürmek, konut ve otomobil gibi sektörleri canlandırırken, lüks tüketimi daha da körükleyerek enflasyonu yeniden alevlendirebilir. Ancak faizleri yüksek tutmak, düşük gelirli haneleri ve KOBİ’leri daha da zorlayacak. Moody’s Analytics’e göre, ABD’de hane halkı harcamalarının yüzde 40’ı en üst gelir dilimi tarafından yapılıyor. Bu oran, ekonomi politikalarının etkinliğini sınırlıyor. Goldman Sachs ekonomistleri, “Lüks harcamalardaki ısrar, Fed’in yıl sonuna kadar yalnızca bir faiz indirimi yapmasına izin verebilir” tahmininde bulunuyor.
Küresel ölçekte de benzer bir tablo var. Avrupa Merkez Bankası, Euro Bölgesi’nde hizmet enflasyonunun yapışkan olduğunu ve özellikle Fransa, İtalya’da lüks markaların fiyatlarını artırmaya devam ettiğini raporluyor. Çin’de ise emlak krizine rağmen, lüks mal ithalatı yılın ilk çeyreğinde yüzde 12 arttı. Bu talep, küresel tedarik zincirinde aşağı yönlü fiyat baskısı oluşturarak gelişmekte olan ülkelerdeki enflasyonu da besliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de benzer bir gelir adaletsizliği ve lüks tüketim eğilimi gözleniyor. Yabancı yatırımcıların ilgisiyle İstanbul’da lüks konut ve otomobil fiyatları rekor kırarken, asgari ücretli vatandaşlar temel ihtiyaçlarda zorlanıyor. TCMB’nin sıkı para politikası, kredi kartı faizleriyle dar gelirliyi disipline etmeye çalışıyor; ancak üst gelir grubunun harcamaları, özellikle ithal lüks mallar aracılığıyla cari açığı büyütüyor. Küresel lüks tüketim eğilimi, Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasına katkı sağlarken, merkez bankasının faiz indirimi için elini zayıflatıyor. Türkiye’nin bu ortamda, lüks ithalatını sınırlayacak vergi düzenlemeleri ve gelir dağılımını iyileştirici yapısal reformlara yönelmesi gerekiyor.