Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskyy, bir zamanların sadık müttefiklerinin ülkesine ihtiyaç duyduğu desteği sağlama konusunda giderek daha isteksiz hale gelmesiyle zor bir dönemden geçiyor. Kiev'in savaş çabaları için kritik önem taşıyan askeri ve mali yardımlar, Avrupa başkentlerinde artan bir tereddütle karşılanıyor. Bu durum, Ukrayna'nın uzun süreli direniş kapasitesini ve Batı'nın birliğini sorgulatıyor.
Avrupa'da Dayanışma Zayıflıyor
Rusya'nın 2022'de başlattığı işgalin ardından Avrupa ülkeleri, Ukrayna'ya benzeri görülmemiş bir hızda silah, mühimmat ve mali yardım sağlamıştı. Ancak aradan geçen iki yılda, başta Almanya ve Fransa olmak üzere birçok ülkede kamuoyu desteği azaldı. Ekonomik sıkıntılar, enerji krizi ve enflasyonla boğuşan Avrupa hükümetleri, savunma harcamalarını artırma konusunda isteksiz. Ayrıca, ABD'deki siyasi belirsizlik ve yaklaşan seçimler, Washington'ın Ukrayna'ya verdiği desteğin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Avrupa Birliği'nin 50 milyar euroluk yardım paketi Macaristan'ın vetosu nedeniyle tıkanmış durumda. Almanya, bütçe kısıtlamaları nedeniyle askeri yardımı azaltma sinyali verdi. Fransa ise daha çok diplomatik çözümlere odaklanmış görünüyor.
Uzmanlar, Avrupa'nın yorgunluğunun altında yatan nedenleri şöyle sıralıyor: savaşın uzaması, insani ve mali yükün artması, Rusya ile doğrudan çatışma riskinden kaçınma isteği ve iç siyasi hesaplar. Özellikle göçmen karşıtı ve Rusya yanlısı partilerin yükselişi, hükümetlerin Ukrayna politikalarını etkiliyor. Slovakya'da Robert Fico hükümeti, askeri yardımı durdurduğunu açıklamıştı. Hollanda'da ise aşırı sağcı Geert Wilders'in seçim zaferi, ülkenin Ukrayna'ya desteğini şüpheli hale getirdi.
Küresel ve Bölgesel Etkiler
Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğindeki aşınma, sadece Kiev için değil, tüm bölgesel güvenlik mimarisi için endişe verici. NATO'nun doğu kanadında güvenlik garantileri zayıflarken, Rusya'nın revizyonist emelleri için cesaret verici bir ortam oluşuyor. ABD'nin öncülüğündeki Batı ittifakının içindeki uyum sorunları, Çin ve diğer otoriter rejimler tarafından da yakından izleniyor. Ukrayna'nın askeri başarısızlıkları ve karşı taarruzun beklenen sonuçları vermemesi, Batı başkentlerinde 'yorgunluk' ve 'çözümsüzlük' algısını güçlendiriyor. Uzmanlar, Avrupa'nın Ukrayna'ya yönelik desteğini canlandırmak için yeni bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu strateji, sadece askeri yardımı değil, aynı zamanda Ukrayna'nın ekonomik direncini artırmayı ve reform sürecini hızlandırmayı içermeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğindeki azalma, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, savaşın başından beri Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, Rusya ile de diyalog kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü üstlendi. Batı'nın zayıflayan tutarlılığı, Türkiye'nin elini güçlendirebilir; Ankara, hem Kiev hem de Moskova nezdinde artan bir arabulucu olarak öne çıkabilir. Ancak Avrupa'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor. Karadeniz'deki gerginlik ve tahıl koridoru gibi konularda Türkiye'nin rolü daha da kritik hale geliyor. Ayrıca, AB'nin savunma harcamalarındaki isteksizlik, NATO içinde Türkiye'nin askeri ağırlığını artırabilir ve Türkiye'ye yeni stratejik fırsatlar sunabilir.