Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, haftanın başında Washington’da birbirine paralel ziyaretler gerçekleştiriyor. İki liderin kaderleri kesişiyor: Biri savaşta toprak kaybederken, diğeri ateşkesin kırılgan avantajını korumaya çalışıyor. Ancak ortak noktaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın öngörülemez ve karanlık yönetiminden çok az şey bekleyebilecekleri gerçeği.
Gelişmenin Arka Planı
Zelenskyy, Rusya’nın üç yıldır süren işgaline karşı Batı’nın desteğini sürdürmek için Beyaz Saray’a gelirken, Netanyahu da Gazze’deki ateşkesin ikinci aşamasını müzakere etmek ve İran’a yönelik ortak bir duruş geliştirmek için aynı kapıyı çalıyor. Ancak iki liderin karşılaştığı Trump yönetimi, geleneksel diplomatik normlardan uzak, kişisel çıkarların ve ani kararların gölgesinde şekillenen bir siyasi ortam sunuyor.
Netanyahu’nun ziyareti, Trump’ın yakın zamanda önerdiği ve Filistinlilerin Gazze’den kalıcı olarak yerleştirilmesini öngören tartışmalı planının ardından geldi. Bu plan, uluslararası toplumda büyük tepki çekerken, Netanyahu için iç siyasette bir kazanım olarak görülebilir. Öte yandan Zelenskyy, ABD’nin mali desteğinin kesilmesi riskiyle karşı karşıya. Trump’ın seçim kampanyası sırasında Ukrayna’ya yapılan yardımları eleştirmesi ve Rusya ile hızlı bir anlaşma vaadi, Kiev’de endişe yaratıyor.
Her iki lider de Washington’a eli boş gitmiyor. Zelenskyy, Avrupa ülkelerinin artan askeri katkılarını ve doğal kaynak anlaşmalarını masaya getirirken; Netanyahu, Suudi Arabistan ile normalleşme sürecinde ilerleme kaydedildiğini ve İran’a yönelik ortak bir tehdit algısını öne sürüyor. Ancak Trump’ın öncelikleri farklı: kendi seçim tabanını memnun etmek, “Amerika Birinci” politikasını vurgulamak ve küresel angajmanlardan kaçınmak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu iki ziyaretin aynı haftaya denk gelmesi, küresel güç dengelerindeki değişimi gözler önüne seriyor. Ukrayna ve İsrail, ABD’nin geleneksel müttefikleri olarak görülse de, Trump yönetimiyle ilişkileri kişisel diplomasiye ve pragmatik hesaplara dayanıyor. Bu durum, ABD’nin küresel liderlik rolünden çekilmesi olarak yorumlanabilir.
Analistlere göre, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz ve Orta Doğu Elçisi Steve Witkoff gibi isimler müzakere süreçlerinde belirleyici roller üstleniyor. Ancak kararların merkezinde hâlâ Trump’ın kendisi var. Bu da müttefikler için belirsizliği artırıyor. Örneğin, Trump’ın Gazze planı, Mısır ve Ürdün gibi ülkeleri de içine çekecek bölgesel bir krize yol açabilir.
Zelenskyy’nin cephesinde ise Avrupa Birliği ve NATO’nun desteği sürüyor, ancak ABD’nin askeri yardımları olmadan Ukrayna’nın direnci zayıflayabilir. Bu noktada, Trump’ın olası bir barış anlaşması için Ukrayna’nın toprak tavizlerini zorlayabileceği konuşuluyor. Bu durum, Kiev’in Batı ile bağlarını yeniden tanımlamasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumunu doğrudan etkileyebilir. Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk rolü üstlenen Türkiye, Trump’ın olası bir barış planında söz sahibi olmak isteyecektir. Öte yandan, Gazze’deki ateşkesin sürdürülmesi ve Filistin meselesi, Türkiye’nin diplomatik gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Türkiye’nin, ABD’nin bölgeden çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurma iddiası, bu ziyaretlerin sonuçlarına bağlı olarak güçlenebilir veya zayıflayabilir. Ayrıca, Türkiye’nin İran ve Rusya ile olan ilişkileri, Washington’un bu aktörlere yönelik politiklarındaki değişimden etkilenecektir.