Rusya'nın Ukrayna'nın güneydoğusundaki Zaporijya kentine düzenlediği füze ve drone saldırısında bir iş merkezi alevlere teslim oldu. 26 Haziran'da meydana gelen saldırıda en az dokuz kişi yaralanırken, Ukrayna acil durum ekipleri yangına büyük bir müdahale başlattı. Saldırı, Rus kuvvetlerinin bölgedeki sivil altyapıyı hedef almaya devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin arka planı
Ukrayna İçişleri Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, Rus kuvvetleri Zaporijya'nın merkezine S-300 uçaksavar füzeleri ve Shahed tipi kamikaze dronlarla saldırdı. Saldırıda dokuz katlı bir iş merkezinin çatısı ve üst katları tamamen yanarken, çevredeki binalarda da hasar meydana geldi. Olay yerine 50'den fazla itfaiyeci ve 10 araç sevk edildi. Yaralılar arasında ağır durumda olanlar olmadığı belirtildi.
Zaporijya, Ukrayna'nın işgal altındaki aynı adlı nükleer santralden savaşın başından beri sık sık hedef alınıyor. Bölge valisi Ivan Fedorov, son haftalarda Rus saldırılarının yoğunlaştığını ifade etti. Ukrayna ordusu ise hava savunmasının çoğu füze ve drone'u düşürebildiğini ancak bu saldırıda şehrin yoğun yerleşim bölgesine isabet olduğunu duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, Batı'dan Ukrayna'ya yeni askeri yardım paketlerinin geldiği bir döneme denk geldi. ABD ve Avrupa Birliği, savaşın seyrini değiştirecek yeni silah sistemlerinin Ukrayna'ya ulaşmaya başladığını açıklamıştı. Rusya ise sivil hedefleri vurarak Ukrayna'nın moralini ve enerji altyapısını çökertmeye çalışıyor. Zaporijya, cephe hattına yakınlığı nedeniyle stratejik önem taşıyor; Rusya bu şehri tamamen kontrol altına alırsa güneydeki kara bağlantısını güçlendirebilir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Zaporijya Nükleer Santrali'nin güvenliği konusunda uyarılarını sıklaştırdı. Çatışmaların santrale çok yakın mesafede devam etmesi, bir nükleer felaket riskini hâlâ canlı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından beri hem Ukrayna hem de Rusya ile dengeli bir diplomasi yürütüyor. Zaporijya'daki bu saldırı, Karadeniz'deki mayın ve güvenlik risklerini artırırken, tahıl koridoru müzakerelerini de olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'deki istikrarı koruma rolü daha da önem kazanıyor. Ayrıca İstanbul'da yapılan ateşkes görüşmelerinin askıya alındığı bir dönemde yoğunlaşan çatışmalar, Ankara'nın arabuluculuk çabalarını zora sokuyor. Türkiye, nükleer güvenlik riski nedeniyle bölgedeki gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyor.