Hong Kong'da yapılan bir araştırma, Z Kuşağı'nın (11-24 yaş arası) sosyal medyanın yalnızlık ve ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkisini hafife aldığını ortaya koydu. Hong Kong Hristiyan Hizmeti (HKCS) tarafından gerçekleştirilen ankete katılan 572 genç, sosyal medyanın yalnızlık hissini artırdığını kabul etse de, bu etkinin boyutunu küçümseme eğilimindeydi. Anket sonuçlarına göre, sosyal medyayı daha sık kullanan gençler, daha az kullananlara kıyasla önemli ölçüde daha yalnız hissettiklerini belirtti. Araştırma, dijital platformların bağımlılık yapıcı doğasının, gerçek hayattaki sosyal etkileşimlerin yerini alarak yalnızlığı derinleştirdiğine işaret ediyor.
Araştırmanın Ayrıntıları ve Bulgular
HKCS'nin anketi, Kasım 2023 ile Ocak 2024 arasında Hong Kong'da ikamet eden 11-24 yaş arasındaki 572 gençle yüz yüze ve çevrimiçi görüşmeler yaparak gerçekleştirildi. Katılımcıların yüzde 68'i kadın, yüzde 32'si erkekti. Ankette, katılımcıların sosyal medya kullanım alışkanlıkları, yalnızlık düzeyleri (UCLA Yalnızlık Ölçeği kullanılarak) ve sosyal medyanın ruh sağlıkları üzerindeki etkisine dair algıları sorgulandı.
Bulgular, gençlerin ortalama olarak günde 3,5 saatini sosyal medyada geçirdiğini gösterdi. En sık kullanılan platformlar Instagram (%82), YouTube (%75) ve TikTok (%68) oldu. Katılımcıların yüzde 45'i sosyal medyanın hayatlarını "olumlu" yönde etkilediğini düşünürken, yüzde 32'si "olumsuz" etkilediğini belirtti. Ancak yalnızlık ölçeğinde yüksek puan alanların, sosyal medyayı daha sık kullandığı ve aynı zamanda olumsuz etki algısının düşük olduğu görüldü. Bu durum, katılımcıların sosyal medyanın yalnızlıkla ilişkisini hafife aldıklarını ortaya koydu.
Araştırmacılar, özellikle pasif kullanımın (sadece içerik tüketme, etkileşim kurmama) yalnızlık hissini artırdığını vurguladı. Aktif kullanım (yorum yapma, mesajlaşma) ise kısa vadeli bir bağlantı hissi verse de, uzun vadede yalnızlığı azaltmadı. HKCS'den Kwan Tze-ching, "Gençler sosyal medyayı bir kaçış aracı olarak görüyor, ancak bu kaçış aslında yalnızlığı derinleştiriyor" dedi.
Küresel Bağlam: Dijital Bağlantı Çağında Yalnızlık Salgını
Hong Kong'daki bu bulgular, dünya genelinde Z Kuşağı'nın ruh sağlığına ilişkin artan endişeleri yansıtıyor. Amerikan Psikoloji Derneği'nin (APA) 2023 tarihli bir raporu, 18-25 yaş arasındaki genç yetişkinlerin yüzde 55'inin son iki haftada kendini "çok yalnız" hissettiğini belirtiyor. Benzer şekilde, İngiltere'deki YouGov anketi, Z Kuşağı'nın diğer kuşaklara göre daha yüksek yalnızlık seviyeleri bildirdiğini ortaya koydu.
Asya kıtasında da durum benzer. Güney Kore'de yapılan araştırmalar, gençler arasında artan sosyal medya kullanımının depresyon ve anksiyete ile ilişkili olduğunu gösterirken, Japonya'da "hikikomori" (aşırı sosyal izolasyon) fenomeni Z Kuşağı'nda daha yaygın hale geliyor. Hong Kong özelinde, yüksek yoğunluklu yaşam ve hızlı tempolu çalışma kültürünün, gençlerin yüz yüze etkileşimlerini sınırladığı ve sosyal medyayı birincil sosyalleşme aracı haline getirdiği belirtiliyor.
Uzmanlar, bu eğilimin yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çekiyor. HKCS, gençler için dijital okuryazarlık programlarının yanı sıra, sosyal medya kullanımına yönelik farkındalık kampanyaları başlatılması çağrısında bulundu. Araştırmacılar, sosyal medya şirketlerine de kullanıcıların ruh sağlığını koruyacak tasarımlar yapmaları yönünde baskı yapılması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu araştırma, Türkiye'de de benzer sosyal dinamiklerin varlığına işaret ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de gençler arasında internet ve sosyal medya kullanım oranları yüksek; 2023'te 16-24 yaş arası nüfusun yüzde 96'sı internet kullanıcısıydı. Bu durum, Hong Kong'dakine benzer bir yalnızlık riskini akla getiriyor. Türkiye'de yapılan sınırlı sayıdaki araştırma da sosyal medyanın özellikle ergenlerde kaygı ve yalnızlığı artırdığını gösteriyor. Küresel bir olgu olan bu eğilim, Türkiye'deki gençlik politikalarında dijital dengenin gözetilmesi gerektiğini ve okul müfredatına dijital sağlık eğitiminin eklenmesinin önemini ortaya koyuyor.