Pakistan'da Imran Khan'ın popülaritesi yadsınamaz bir gerçek. Ancak son dönemde Z Kuşağı'nın sokaklara dökülme potansiyeli tartışılırken, uzmanlar hareketin başarısının kilit noktasının Khan'ın karizması değil, gençlerin benimseyeceği bir dava olduğunu vurguluyor. Khan'ın özgürlüğü etrafında örülen kitlesel protesto çağrıları, ülke nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan gençlerin yalnızca bir kısmına hitap ediyor. Bu durum, Pakistan'da köklü bir siyasi değişim dalgasının önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Khan'ın Gölgesinde Kalan Gençlik
Imran Khan, hapiste olmasına rağmen Pakistan siyasetinde hâlâ en güçlü figür. Geçtiğimiz yıl yapılan seçimlerde partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) büyük bir çıkış yakalamış, ancak hükümet kurma şansı bulamamıştı. Khan'ın tutuklanmasının ardından ülke genelinde protestolar patlak vermiş, güvenlik güçleri ile göstericiler arasında çatışmalar yaşanmıştı. Ancak bu protestoların odağında Khan'ın kişisel kaderi vardı; işsizlik, enflasyon ve eğitim gibi gençlerin temel sorunları ikinci planda kalmıştı.
Pakistan'ın 240 milyonluk nüfusunun yüzde 60'ından fazlası 30 yaşın altında. Bu genç nüfus, ülkenin geleceğini şekillendirecek en büyük güç. Ancak Khan'ın etrafında kutuplaşan siyaset, bu gençlerin önemli bir bölümünü dışlıyor. Özellikle muhafazakâr kesimler ve farklı etnik gruplar, Khan'ın liderliğindeki hareketin kendilerini temsil etmediğini düşünüyor. Bu da geniş tabanlı bir toplumsal hareketin önünü tıkıyor.
Uzmanlara göre, Z Kuşağı'nın sokaklara dökülmesi için yalnızca bir kahraman değil, somut bir dava gerekli. "İklim değişikliği, eğitim reformu, yolsuzlukla mücadele gibi konular gençleri birleştirebilir. Ancak her şeyi tek bir kişinin kurtuluşuna endekslemek, kitlesel bir hareket yaratmaz" diyor siyaset bilimci Dr. Fatima Khan. Gençlerin çoğu, Khan'ın popülaritesine rağmen, onun hapisten çıkması halinde ülkenin sorunlarının çözüleceğine inanmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Pakistan'ın İstikrarı Herkesi İlgilendiriyor
Pakistan'daki siyasi belirsizlik, yalnızca ülke içi bir mesele değil. Nükleer silaha sahip bu ülke, Afganistan sınırındaki istikrarsızlık, Hindistan ile gergin ilişkiler ve Çin'in Kuşak-Yol Projesi'nin kilit üssü olması nedeniyle bölgesel güç dengeleri açısından kritik öneme sahip. ABD ve Çin, Pakistan'daki siyasi istikrarı yakından izliyor. Özellikle Çin, Pakistan'ın güneyindeki Gwadar Limanı'na büyük yatırımlar yapmış durumda; bu yatırımların güvenliği, doğrudan ülkedeki iç huzura bağlı.
Khan'ın hapiste olması, Pakistan'daki siyasi krizi derinleştiriyor. Ordu, hükümet ve muhalefet arasındaki güç mücadelesi, ülkeyi bir kez daha kaosa sürükleyebilir. Uluslararası toplum, Pakistan'da demokratik sürecin işlemesi ve insan haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak bu çağrılar, ülkedeki kırılgan dengeleri değiştirmeye yetmiyor. Z Kuşağı'nın harekete geçmesi, bu dengeleri kökten değiştirebilecek potansiyele sahip. Ancak bunun için gençlerin ortak bir dava etrafında birleşmesi şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ve savunma sanayii iş birliği, Pakistan'ın istikrarına bağlı. Ayrıca Pakistan'daki yönetim değişiklikleri, Türkiye'nin Güney Asya politikalarını da etkileyebilir. Özellikle Keşmir meselesinde Pakistan'ın tutumu, Türkiye'nin pozisyonuyla örtüşüyor. Bu nedenle Ankara, İslamabad'daki gelişmeleri yakından izliyor. Ancak Türkiye, iç siyasi meselelere doğrudan müdahale etmekten kaçınıyor; daha çok diyalog ve istikrar çağrısında bulunuyor. Z Kuşağı'nın potansiyel isyanı, Pakistan'ın geleceğini şekillendirebilir; bu da bölgesel dengeleri değiştirebilir.