Yeşil Burun Adaları'nda (Cape Verde) inşaat sektörünün artan talebi, onlarca yıldır süren yasa dışı deniz kumu çıkarımını körüklüyor. Santiago adasındaki bazı plajlar, kartpostalları andıran görüntülerinden eser kalmamış durumda. Yerel yetkililer ve çevre örgütleri, bu kaçak kum ticaretinin yalnızca kıyı şeridini erozyona uğratmakla kalmadığını, aynı zamanda iç bölgelere tuzlu su sızmasına, tarım arazilerinin kullanılamaz hale gelmesine ve eşsiz ekosistemlerin yok olmasına yol açtığını belirtiyor.
Kaçak kum ticareti ve etkileri
Atlantik Okyanusu'ndaki takımadalar, hızla büyüyen bir inşaat sektörüne ev sahipliği yapıyor. Özellikle Santiago adasında, başkent Praia'nın çevresinde beton yapılar hızla yükseliyor. Bu yapıların temelini oluşturan kum ise büyük ölçüde sahillerden yasa dışı olarak çıkarılıyor. Yerel halk, gece saatlerinde kamyonlarla plajlardan kum taşıyanların olduğunu ve bu faaliyetlerin onlarca yıldır devam ettiğini ifade ediyor.
Çevre mühendisleri, kum çıkarımının kıyı ekosistemlerini tahrip ettiğini, deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarını yok ettiğini ve mercan resiflerini olumsuz etkilediğini vurguluyor. Ayrıca, kıyı şeridinin geri çekilmesi, yerleşim yerlerini ve turistik tesisleri tehlikeye atıyor. Ada sakinleri, evlerinin ve işletmelerinin denize yaklaştığını, fırtınalarda su baskınları yaşadıklarını belirtiyor.
Hükümet, yasaları sıkılaştırdığını ve denetimleri artırdığını açıklasa da, yerel gözlemciler bu çabaların yetersiz kaldığını, kaçak kum madenciliğinin hala yaygın olduğunu söylüyor. Bazı yetkililer, inşaat sektörünün ekonomik ağırlığı nedeniyle konuya göz yumulduğunu iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yeşil Burun Adaları'ndaki bu durum, dünya genelinde yaşanan kum kıtlığının ve aşırı kum kullanımının bir uzantısı. Küresel ölçekte her yıl milyarlarca ton kum ve çakıl, beton üretimi ve arazi kazanımı için kullanılıyor. Bu da nehir yataklarının, plajların ve deniz tabanlarının yağmalanmasına yol açıyor. BM Çevre Programı (UNEP), kumun dünyada en çok tüketilen doğal kaynaklardan biri olduğunu, ancak sürdürülebilir yönetilmediğini raporlarında vurguluyor.
Küçük ada devletleri, kıyı erozyonuna karşı özellikle savunmasız. Deniz seviyesinin yükselmesiyle birleşen yasa dışı kum çıkarımı, bu ülkelerde yaşamı ve ekonomiyi doğrudan tehdit eden bir krize dönüşüyor. Yeşil Burun Adaları, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele eden diğer ada ülkeleriyle birlikte, uluslararası toplumdan daha fazla destek talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin inşaat sektöründeki hızlı büyümesiyle benzerlikler taşıyor. Türkiye'de de nehir yataklarından ve kıyılardan kaçak kum çıkarımı çevre felaketlerine yol açıyor. Yeşil Burun Adaları'nın deneyimi, sürdürülebilir kum yönetiminin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye'nin altyapı projelerinde alternatif malzemeler (geri dönüştürülmüş agrega, deniz kumu arıtma gibi) kullanması ve yasal çerçeveyi güçlendirmesi, bu tür sorunların önüne geçebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'daki gelişmekte olan ülkelerle ilişkileri bağlamında, Yeşil Burun Adaları'na teknik yardım sunması, yumuşak gücünü artırabilir ve iki ülke arasındaki iş birliğini derinleştirebilir.