Yeni Zelanda, dünyada tazı yarışlarını tamamen yasaklayan ilk ülke olarak tarihe geçti. Ülkede son resmi tazı yarışı, 31 Temmuz 2025 tarihinde Christchurch kentindeki Addington Yarış Pisti’nde koşuldu. Hükümet, yasayla birlikte yaklaşık 2.900 tazının yeniden sahiplendirilmesi ve sektörden geçimini sağlayan binlerce kişi için geçiş desteği sağlanacağını duyurdu. Bu adım, hayvan hakları savunucularının yıllardır sürdürdüğü kampanyaların ardından geldi; ancak şimdi gözler, bu kararın sosyal ve ekonomik sonuçlarının nasıl yönetileceğine çevrilmiş durumda.
Yasağın Arka Planı ve Gerekçeleri
Yeni Zelanda hükümeti, tazı yarışlarını yasaklayan yasayı Nisan 2025’te parlamentodan geçirdi. Kararın temel gerekçesi, hayvan refahıyla ilgili artan endişeler oldu. Ülkede yapılan araştırmalar, yarışlarda sakatlanan ve ötenazi edilen tazı sayısının yıllık ortalamasının 300’ün üzerinde olduğunu ortaya koymuştu. Ayrıca, tazı yarışlarının kumar bağımlılığı üzerindeki olumsuz etkileri de tartışma konusuydu. Hükümet, bu verileri ve toplumun değişen hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak sektörün kapatılmasına karar verdi.
Yasak, 2022’de yayımlanan ve sektörde ciddi iyileştirmeler yapılmasını öneren bir raporun ardından gündeme gelmişti. Ancak raporun önerdiği reformların yeterli bulunmaması ve hayvan hakları örgütlerinin kamuoyu baskısı, hükümeti daha radikal bir adım atmaya yöneltti. Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon, kararı açıklarken "Tazı yarışlarının sona ermesi, bu hayvanların refahına yönelik toplumsal bir sorumluluk adımıdır" ifadelerini kullandı. Sektör temsilcileri ise bu kararın binlerce kişinin işine mal olacağını ve kırsal ekonomileri olumsuz etkileyeceğini savunuyor.
Yasak kararı, Yeni Zelanda’nın hayvan refahı konusundaki küresel imajını güçlendirdi. Ülke, daha önce de 2020’de av köpeklerinin kuyruklarının kesilmesini yasaklamış ve 2018’de hayvanlar üzerinde kozmetik testlerini yasaklayan ilk ülkelerden biri olmuştu. Ancak tazı yarışlarının tamamen yasaklanması, hayvan refahı alanında ülkenin en kapsamlı adımı olarak değerlendiriliyor.
Yasağın Yönetimi: Köpekler ve Sektör Çalışanları
Yeni Zelanda hükümeti, geçiş sürecini yönetmek için kapsamlı bir plan hazırladı. Bu plan kapsamında, yarış pistlerinde bulunan yaklaşık 2.900 tazının yeniden sahiplendirilmesi hedefleniyor. Bunun için ülke genelinde yeni bir kurum olan Tazı Yeniden Barındırma Kurumu (GRRA) kuruldu. Kurum, köpeklerin sağlık kontrollerini yapacak, uygun ailelerle eşleştirecek ve sahiplendirilme sürecinin masraflarını karşılayacak. Ayrıca, yaşlı veya sağlık sorunları olan tazılar için özel bakım tesisleri oluşturulacak.
Hükümet, sektörde çalışan yaklaşık 4.000 kişi için de 12 milyon NZD (yaklaşık 7,3 milyon USD) tutarında bir geçiş fonu ayırdı. Bu fon, işletme sahiplerine, antrenörlere, jokeylere ve pist çalışanlarına yönelik yeniden eğitim programları ve iş arama desteği sağlayacak. Ancak sektör temsilcileri, bu desteğin yetersiz olduğunu ve özellikle kırsal bölgelerde yaşayanların başka iş bulmakta zorlanacağını belirtiyor. Yeni Zelanda Tazı Yarışları Derneği, kapatma kararının ekonomik etkisinin 2,6 milyar NZD’ye ulaşabileceğini öne sürüyor.
Yeniden sahiplendirme sürecinin zorlukları da dikkat çekiyor. Yarışlarda kullanılan tazılar, genellikle avcılık ve koşu içgüdüsüyle yetiştirildikleri için ev hayatına uyum sağlamakta güçlük çekebiliyor. Bu nedenle, hayvan hakları kuruluşları, köpeklerin yeni sahiplerine uyum sağlamasına yardımcı olmak için eğitim programları başlattı. Ayrıca, bazı köpeklerin yurt dışına, özellikle ABD’ye gönderilmesi planlanıyor; ancak bu sürecin de kendi içinde tartışmaları var.
Küresel Etkiler ve Benzer Adımlar
Yeni Zelanda’nın bu kararı, dünya genelinde tazı yarışlarına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. İngiltere, ABD ve Avustralya gibi ülkelerde tazı yarışları hâlâ yaygın olarak yapılıyor; ancak hayvan hakları örgütleri, bu ülkelerde de yasak çağrılarını artırıyor. Özellikle İngiltere’de, yılda yaklaşık 20.000 tazının yarışlardan emekliye ayrıldığı ve bunların önemli bir kısmının ötenazi edildiği belirtiliyor. ABD’de ise sadece birkaç eyalette yasal olarak devam eden tazı yarışları, giderek daha fazla eleştiri alıyor.
Yeni Zelanda’nın bu adımı, hayvan hakları açısından emsal teşkil edebilir. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği, kararı "tarihi bir zafer" olarak nitelendirdi ve diğer ülkeleri de benzer adımlar atmaya çağırdı. Ancak sektör temsilcileri, tazı yarışlarının kültürel ve ekonomik bir değer taşıdığını savunuyor ve yasağın iş kayıplarına yol açacağını vurguluyor. Bu tartışmanın, önümüzdeki dönemde diğer ülkelerde de süreceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yeni Zelanda’nın tazı yarışlarını yasaklaması, Türkiye için doğrudan bir dış politika veya ekonomik sonuç doğurmuyor; ancak hayvan refahı konusundaki küresel eğilimi gösteriyor. Türkiye’de at yarışları ve tazı yarışları gibi hayvanların dahil olduğu faaliyetler, hem ekonomik hem de kültürel bir boyut taşıyor. Bu gelişme, Türkiye’de hayvan refahına yönelik mevcut tartışmalara dolaylı olarak katkı sunabilir ve toplumda benzer taleplerin güçlenmesine yol açabilir. Özellikle Avrupa Birliği üyelik sürecinde olan Türkiye’nin, hayvan refahı standartlarını yükseltmesi, uluslararası alandaki itibarını olumlu etkileyebilir. Ancak bu tür düzenlemelerin ekonomik etkilerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiği de açıktır.