Yeni Kaledonya’da dün düzenlenen eyalet seçimlerinin ilk resmi olmayan sonuçlarına göre, bağımsızlık karşıtı partiler önde gidiyor. Pasifik Okyanusu’ndaki Fransız denizaşırı toprağında yapılan bu seçimler, bölgenin Fransa’dan bağımsızlığını oylayacağı üçüncü referandum öncesinde siyasi dengeleri belirlemesi açısından kilit önem taşıyor. Seçimler, bağımsızlık yanlısı Kanak ve Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLNKS) ile bağımsızlık karşıtı Sadakatçi Parti arasındaki rekabete sahne olurken, oy verme işlemi genel olarak sakin bir ortamda gerçekleşti.
Seçimlerin arka planı ve bağımsızlık referandumu
Yeni Kaledonya, 1853 yılında Fransa tarafından ilhak edilmiş ve 1946’da denizaşırı toprak statüsü kazanmıştır. Ada, 1980’lerde bağımsızlık yanlıları ile karşıtları arasında şiddetli çatışmalara sahne olmuş, 1998’de imzalanan Nouméa Anlaşması ile barış süreci başlatılmıştır. Anlaşma uyarınca, adanın siyasi statüsüne ilişkin üç referandum yapılması öngörülmüştür. 2018 ve 2020’de yapılan ilk iki referandumda bağımsızlık reddedilmiş, ancak bağımsızlık yanlıları farkın daralması nedeniyle üçüncü bir oylamanın yolunu açmıştır. Üçüncü referandumun Aralık 2021’de yapılması planlanmaktadır. Bu seçimler, referandum öncesinde yerel meclislerdeki güç dengesini belirleyecek ve tarafların referandum stratejilerini şekillendirecektir.
Seçimlerde 54 sandalyeli Yeni Kaledonya Kongresi için yarışan partiler, aynı zamanda üç eyalet meclisini de belirlemektedir. Ön sonuçlara göre, bağımsızlık karşıtı Sadakatçi Parti oyların yüzde 40’ını alırken, FLNKS yüzde 35’te kalmıştır. Kalan oylar ise küçük partiler arasında dağılmıştır. Analistler, bu sonucun bağımsızlık karşıtı cephenin referandum öncesinde moral kazandığını, ancak bağımsızlık yanlılarının da önemli bir tabanı koruduğunu göstermektedir.
Bölgesel ve küresel boyut
Yeni Kaledonya’nın bağımsızlık meselesi, sadece ada için değil, aynı zamanda Pasifik bölgesindeki jeopolitik dengeler için de önem taşımaktadır. Fransa, denizaşırı toprakları aracılığıyla Pasifik’te stratejik bir varlık sürdürmekte ve bu bölgede Çin’in artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak görülmektedir. Yeni Kaledonya’nın bağımsızlığı, Fransız nükleer denemelerinin geçmişte yarattığı travmalar ve nikel madenciliğinin ekonomiye katkısı gibi faktörlerle karmaşık bir hal almaktadır. Bölgesel olarak, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi komşu ülkeler, Yeni Kaledonya’nın istikrarını yakından takip etmektedir. Bağımsızlık durumunda adanın uluslararası tanınma süreci ve olası ekonomik zorluklar, bölgesel güç dengelerini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yeni Kaledonya’daki gelişmeler, Türkiye’nin doğrudan bir tarafı olmadığı bir süreç olmakla birlikte, küresel sömürgecilik sonrası yapılanmalar ve kendi kaderini tayin hakkı bağlamında önemli bir örnek teşkil etmektedir. Türkiye, bağımsızlık hareketlerine tarihsel olarak sempati duymuş, ancak toprak bütünlüğü ilkesine de vurgu yapmıştır. Fransa’nın denizaşırı topraklarındaki referandum süreci, uluslararası hukukta kendi kaderini tayin hakkının uygulanması açısından emsal oluşturabilir. Pasifik bölgesinde Çin’in artan nüfuzu, Türkiye’nin denge arayışları açısından takip edilmesi gereken bir konudur. Ancak mevcut durumda Yeni Kaledonya, Türkiye’nin öncelikli dış politika gündeminde yer almamaktadır.