Avrupa Birliği'nin uzun süredir tartışılan ve reforme edilen Ortak Avrupa İltica Sistemi (CEAS) 12 Temmuz 2024 Cuma günü itibarıyla yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme, özellikle Almanya'nın öncülüğünde sığınmacı sayısını daha da azaltmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, yasanın belirlenen hedeflere ulaşmakta yetersiz kalabileceğini ve uygulamada ciddi zorluklarla karşılaşacağını ifade ediyor. CEAS, AB ülkeleri arasında sığınma başvurularının yükünü daha adil dağıtmayı, sınır prosedürlerini hızlandırmayı ve geri göndermeleri kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bununla birlikte, üye ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıklar ve lojistik engeller nedeniyle yasanın tam anlamıyla uygulanmasının yıllar alabileceği belirtiliyor. Almanya Federal Göç ve Mülteci Dairesi verilerine göre, 2023 yılında ülkeye yaklaşık 350 bin sığınma başvurusu yapıldı. Alman hükümeti, bu sayıyı 2024 yılında önemli ölçüde azaltmayı planlıyor.
Yeni Kurallar Ne Getiriyor?
CEAS kapsamında getirilen en önemli değişikliklerden biri, sınırlarda hızlı tarama prosedürleri. Buna göre, güvenli üçüncü ülkelerden gelen sığınmacıların başvuruları doğrudan sınırda değerlendirilecek ve reddedilenlerin sınır dışı edilmesi hızlandırılacak. Ayrıca, AB ülkeleri arasında sığınmacıların zorunlu yeniden dağıtımı mekanizması güçlendiriliyor. Ancak Polonya ve Macaristan gibi ülkeler bu mekanizmaya şiddetle karşı çıkıyor. Uzmanlar, yasanın başarısının üye devletlerin siyasi iradesine ve uygulama kapasitesine bağlı olduğunu vurguluyor. Özellikle sınır dışı işlemlerindeki yasal engeller ve insan hakları endişeleri, yasanın etkinliğini sınırlayabilir. Avrupa İltica Destek Ofisi (EASO) verilerine göre, 2023'te AB'ye yapılan toplam sığınma başvurusu sayısı 1,1 milyonun üzerindeydi; bu sayının 2024'te daha da artması bekleniyor. Yeni yasanın bu artışı kontrol altına alması amaçlanıyor.
Uygulamadaki Zorluklar ve Bölgesel Boyut
CEAS'ın başarısını etkileyecek en kritik faktörlerden biri, AB'nin dış sınırlarının yönetimi. Özellikle Akdeniz üzerinden gelen düzensiz göç, İtalya ve Yunanistan gibi ön cephe ülkelerine büyük yük bindiriyor. Yeni yasa, bu ülkelerin sığınmacıları kayıt altına alma ve diğer AB ülkelerine dağıtma süreçlerini kolaylaştırmayı hedefliyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, hızlı sınır prosedürlerinin mültecilerin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini savunuyor. Uluslararası Af Örgütü, yasanın "korumaya ihtiyacı olanları geri çevirebileceği" uyarısında bulundu. Öte yandan, AB ülkeleri arasında uzlaşma sağlanamaması durumunda yasanın uygulanmasının gecikeceği ifade ediliyor. Avrupa Komisyonu, 2025 yılına kadar tüm üye devletlerin ulusal mevzuatlarını CEAS'a uyumlu hale getirmesini bekliyor. Ancak şu ana kadar sadece 12 ülke gerekli yasal düzenlemeleri tamamladı. Bu durum, yasanın tam anlamıyla yürürlüğe girmesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yeni CEAS, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir düzenleme olmasa da, AB'nin sığınma politikalarındaki değişim dolaylı yoldan Türkiye'yi ilgilendiriyor. Türkiye, halihazırda yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor ve AB ile 2016 yılında imzalanan göç mutabakatı kapsamında önemli bir rol üstleniyor. Yeni yasanın sınır prosedürlerini sıkılaştırması, Türkiye üzerinden AB'ye geçiş yapmak isteyen düzensiz göçmen sayısını azaltabilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin üzerindeki sığınmacı yükünü daha da artırabilir. Ayrıca, AB'nin geri gönderme anlaşmalarına daha fazla ağırlık vermesi, Türkiye ile AB arasındaki diplomatik ilişkilerde yeni tartışma konuları yaratabilir. Türkiye'nin AB ile mali işbirliğinin devamı ve vizesiz seyahat gibi konular, göç politikalarındaki gelişmelere bağlı olarak şekillenecektir.