Yemen'in güneybatısındaki Taiz kentinde, Husiler ile uluslararası alanda tanınan hükümet güçleri arasındaki şiddetli çatışmalar sağlık sistemini felç etmiş durumda. Kuşatma altındaki kentte hastaneler ilaç, yakıt ve tıbbi malzeme sıkıntısı çekerken, binlerce sivil temel sağlık hizmetlerinden yoksun kaldı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, bölgede insani felaketin derinleştiği uyarısında bulunuyor.
Çatışmaların Gölgesinde Çöken Sağlık Altyapısı
Taiz, 2014'ten bu yana devam eden Yemen iç savaşının en kritik cephelerinden biri. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği hükümet güçleri ile İran destekli Husiler arasındaki mücadele, kenti fiilen ikiye bölmüş durumda. Husilerin kara yollarını kontrol etmesi nedeniyle Taiz'e düzenli yardım konvoyları ulaştırılamıyor; bu durum, kentte yaşayan yaklaşık 3 milyon insanın hayatını doğrudan etkiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) son raporlarına göre, Taiz'deki hastanelerin yalnızca yüzde 45'i kısmi kapasiteyle çalışabiliyor. Yakıt kıtlığı nedeniyle jeneratörler çalıştırılamıyor, ameliyathaneler ve yoğun bakım üniteleri kapatılmak zorunda kalıyor. Sağlık çalışanları aylardır maaşlarını alamadıkları için iş bırakma eylemleri düzenliyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, kentteki el-Bureyhi Hastanesi'nin acil servisinin mayıs ayında tamamen kapandığını doğruladı.
Yetersiz beslenme ve kolera salgınları, özellikle çocuklar ve yaşlılar arasında ölüm oranlarını artırıyor. UNICEF, Taiz'de 5 yaş altı çocukların dörtte birinin akut yetersiz beslenme sınırında olduğunu tahmin ediyor. Temiz suya erişimin olmaması, su kaynaklı hastalıkların yayılmasını hızlandırıyor. Sağlık yetkilileri, kentteki tek kanser merkezinin de ilaç yokluğu nedeniyle hastalara hizmet veremediğini belirtiyor.
Uluslararası Yardım Engellerle Karşılaşıyor
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Taiz'e insani yardım ulaştırılması için taraflar arasında güvenli geçiş koridorları oluşturulması çağrısında bulundu. Ancak Husiler, yardımların kendi kontrolündeki bölgelere yönlendirilmesi konusunda ısrar ederken, hükümet güçleri de kuşatmanın kaldırılmasını şart koşuyor. Bu siyasi çıkmaz, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelliyor.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin finanse ettiği bazı sağlık projeleri olsa da, bunlar kentin tamamına yeterli olmaktan uzak. Uluslararası toplumun Yemen'e yönelik insani yardım fonları, son yıllarda azalan bağışlar nedeniyle ciddi oranda kesildi. BM, 2024 yılı için gereken 4,3 milyar dolarlık insani yardım fonunun sadece yüzde 30'unun toplandığını açıkladı.
Sağlık krizi, Yemen genelinde zaten dünyanın en kötü insani krizlerinden biri olarak nitelendiriliyor. Ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Taiz özelinde ise durum, kuşatma koşulları nedeniyle daha da vahim. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü, kentteki sağlık tesislerine yönelik saldırıların da arttığını, geçen yıl en az 12 sağlık tesisinin vurulduğunu bildirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki insani krize yönelik yardımlarını sürdüren ülkeler arasında. TİKA ve Kızılay aracılığıyla bölgeye gıda, ilaç ve tıbbi malzeme ulaştırılıyor. Ancak Taiz'deki kuşatma, bu yardımların etkin dağıtımını zorlaştırıyor. Türkiye'nin Yemen politikası, Husiler üzerindeki İran etkisini dengelemeye çalışırken aynı zamanda Suudi Arabistan ile ilişkilerini de gözetiyor. Sağlık krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasi kapasitesini test ederken, olası bir göç dalgası ve radikalleşme riski de Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkiliyor.
Sonuç olarak, Taiz'deki sağlık krizi yalnızca yerel bir trajedi değil, Yemen iç savaşının çözümsüzlüğünün bir yansıması. Uluslararası toplumun etkili bir ateşkes ve insani erişim sağlamadaki başarısızlığı, sivillerin hayatını doğrudan tehdit ediyor. Krizin çözümü, taraflar arasında güven artırıcı adımlar ve yardım koridorlarının açılmasına bağlı görünüyor.