Yemen'de Husiler ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasındaki çatışmalar şiddetlenirken, binlerce Yemenli sivil can güvenliği için Kızıldeniz üzerinden kaçmaya çalışıyor. BBC muhabiri Frank Gardner, savaştan kaçan bazı kişilerle görüştü. Ülke, yıllardır süren iç savaşın yeni bir aşamasında; insani yardım kuruluşları, artan çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor.
Arka Plan: Yemen'deki Çatışmanın Kökenleri ve Güncel Durum
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında Husilerin başkent Sana'a'yı ele geçirmesiyle başladı. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015 yılında Husilere karşı uluslararası tanınmış hükümeti desteklemek için müdahale etti. Çatışmalar, bölgesel bir vekalet savaşına dönüşerek milyonlarca insanı yerinden etti ve dünyanın en kötü insani krizlerinden birine yol açtı.
Son haftalarda, Husilerin stratejik bölgelerde ilerleme kaydetmesi ve Suudi destekli güçlerin karşı saldırıları, şiddeti tırmandırdı. Özellikle Kızıldeniz kıyısındaki liman kentleri ve çevresinde yoğunlaşan çatışmalar, sivillerin kaçışını tetikledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son bir ayda 10 binden fazla kişi evini terk etmek zorunda kaldı.
Yemenli siviller, Kızıldeniz üzerinden komşu ülkelere, özellikle Cibuti ve Somali'ye gitmeye çalışıyor. Ancak deniz yolculuğu son derece tehlikeli; insan kaçakçıları ve kötü hava koşulları nedeniyle birçok kişi hayatını kaybediyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemde denizde ölümlerin arttığını bildiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki savaş, Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini derinden etkiliyor. Husiler, İran tarafından desteklenirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri hükümet güçlerine destek veriyor. Bu durum, bölgesel bir mezhep çatışması olarak da görülüyor. ABD ve Batılı ülkeler, Suudi koalisyonuna lojistik ve istihbarat desteği sağlasa da, sivillerin ölümü nedeniyle eleştiriler artıyor.
Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği kritik bir su yolu. Çatışmaların bu bölgeye sıçraması, küresel deniz ticaretini ve enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Son aylarda Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası nakliye şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorladı; bu da maliyetleri artırdı.
İnsani açıdan durum vahim: BM'ye göre, Yemen nüfusunun %80'i insani yardıma muhtaç. Kolera salgını, gıda güvensizliği ve sağlık sisteminin çöküşü, halkın acılarını katlıyor. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapıyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle diplomatik çabalar sonuçsuz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından yakından takip ettiği bir konu. Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı, Türkiye'nin Asya ve Afrika ile ticaretinde önemli bir güzergah. Çatışmaların deniz ticaretini aksatması, Türk ihracatçıları için ek maliyet ve gecikme riski yaratıyor. Ayrıca, Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütürken, Yemen'deki vekalet savaşının Kızıldeniz'e yayılması, bölgede yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Türkiye, insani yardım koridorlarının açılması ve siyasi çözüm için diplomatik çabalara destek vermeyi sürdürüyor.