Yemen'in Taiz kentinde Husilerin başlattığı yeni saldırı dalgası, on binlerce sivilin evini terk etmesine yol açtı. Ülke içinde yerinden edilen aileler, Taiz ilçelerindeki kamplara sığınırken, mevcut kampların kapasitesinin çok üzerinde bir yığılma yaşanıyor. Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, bölgedeki insani durumun hızla kötüleştiği uyarısını yapıyor.
Çatışmanın Arka Planı ve Yerinden Edilme Dalgası
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, 2022'de kırılgan bir ateşkese sahne olmuştu. Ancak son haftalarda Husilerin Taiz vilayetinde yoğunlaştırdığı askeri operasyonlar, ateşkesin fiilen sona erdiğini gösteriyor. Taiz, stratejik konumu nedeniyle ülkenin güneybatısındaki çatışmaların merkezinde yer alıyor. Husiler, kentin kuzey ve doğu kesimlerinde kontrolü ele geçirmek için yoğun topçu ateşi ve insansız hava araçları kullanıyor. Bu saldırılar sonucunda köylerinden ve mahallelerinden kaçan binlerce aile, daha güvenli gördükleri Taiz merkezine ve çevresindeki kamplara akın ediyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, son iki hafta içinde Taiz vilayetinde en az 30 bin kişi yerinden edildi. Bu sayının önümüzdeki günlerde artması bekleniyor. Kamplarda barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetleri yetersiz. Özellikle çocuklar ve yaşlılar arasında salgın hastalık riski büyüyor.
Yerel yetkililer, kamplara sığınan ailelerin çoğunun birkaç gün içinde birden fazla kez yer değiştirmek zorunda kaldığını belirtiyor. Taiz'in kuzeyindeki El-Havban ve doğusundaki El-Kahire bölgelerinden gelenler, kent merkezindeki okul ve camilere sığınmış durumda. Ancak bu geçici barınaklar da dolmuş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, bölgesel güç dengelerinin bir yansıması olarak görülüyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Yemen hükümetini desteklerken, İran'ın desteklediği Husiler ise kuzeyde ve Taiz gibi stratejik noktalarda etkisini artırıyor. Taiz'deki son tırmanma, Husilerin güneye doğru genişleme çabası olarak yorumlanıyor. Bu durum, Kızıldeniz'deki nakliye yolları ve Bab-el Mendeb Boğazı'nın güvenliği açısından da endişe yaratıyor.
Uluslararası toplum, insani yardımların artırılması çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, tarafları ateşkese dönmeye davet etti. Ancak Husiler, saldırıların süreceğini açıkladı. Bölgedeki insani kriz, dünyanın en büyük insani felaketlerinden biri olarak nitelendiriliyor; 4 milyondan fazla Yemenli yerinden edilmiş durumda ve nüfusun %80'i insani yardıma muhtaç.
Türkiye, Yemen'deki krize diplomatik çözüm bulunması için çağrıda bulunuyor ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye destek gönderiyor. Türk Kızılayı, Taiz ve çevresine gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Taiz'deki çatışmaların şiddetlenmesi, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin Asya ve Afrika ile deniz ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, insani krizin derinleşmesi, Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmalı ve insani yardımları artırmalıdır.