Yemen'de hükümet güçleri ile İran destekli Husiler arasındaki çatışmalar yeniden şiddetlendi. Ülke, 2014'te başlayan iç savaşın ardından şimdi de tam ölçekli bir savaşa sürüklenme riskiyle karşı karşıya. Hükümet güçleri son 24 saat içinde Husi hedeflerine yönelik 81 saldırı gerçekleştirdiğini duyururken, Husiler de Suudi Arabistan'da iki hedefi vurduklarını iddia etti. Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler'in (BM) ateşkes çağrılarına rağmen tarafların diyaloğa yanaşmadığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Yemen'deki çatışmalar, 2014 yılında Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'te devrik Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'yi desteklemek amacıyla müdahalede bulundu. Ancak yıllar süren savaş, ülkeyi büyük bir insani krize sürükledi; binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi. BM'ye göre Yemen, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sahne oluyor.
Son günlerde yoğunlaşan çatışmalar, ülkenin orta ve batı bölgelerinde yoğunlaşıyor. Hükümet güçleri, Husi kontrolündeki bölgelere hava saldırıları düzenlerken, Husiler de balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla Suudi Arabistan topraklarına saldırılar düzenliyor. Husilerin sözcüsü Yahya Seri, Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri hedeflerin vurulduğunu açıkladı; ancak bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Bu saldırılar, Yemen'deki ateşkes çabalarını da olumsuz etkiliyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, taraflara ateşkes ve diyalog çağrısı yaparken, uluslararası toplum da endişelerini dile getiriyor. Suudi Arabistan ise hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve saldırıların büyük bölümünün engellendiğini belirtti.
Bölgesel veya küresel boyut
Yemen'deki savaş, sadece ülke içindeki dengeleri değil, bölgesel güç mücadelesini de etkiliyor. İran, Husilere askeri ve mali destek sağladığını reddetse de, uluslararası gözlemciler bu desteğin boyutunu vurguluyor. Suudi Arabistan ise Yemen'i, İran'ın bölgedeki nüfuzuna karşı bir sınamanın parçası olarak görüyor. Bu durum, Körfez bölgesindeki gerginlikleri artırıyor ve bölgesel bir savaş riskini beraberinde getiriyor.
Çatışmaların yeniden alevlenmesi, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Bab el-Mendep Boğazı'na yakın konumda olan Yemen, uluslararası deniz ticareti için stratejik bir noktada yer alıyor. Olası bir askeri tırmanış, bu su yolunun güvenliğini tehlikeye atabilir ve küresel petrol akışını sekteye uğratabilir. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), bölgedeki seyrüsefer güvenliği için çağrılarda bulunurken, ABD ve Avrupa Birliği de tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de bölgesel istikrar açısından yakından izlenmeli. Türkiye, Yemen'deki meşru hükümeti desteklediğini defalarca açıklamış ve uluslararası toplumun barış çabalarına katkı sağlamıştır. Bu bağlamda, Ankara'nın BM öncülüğündeki ateşkes girişimlerini desteklemesi ve tarafları diyaloğa teşvik etmesi, bölgesel barışa katkı sağlayacaktır. Ayrıca, Bab el-Mendep Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin ticaret yolları ve enerji ithalatı açısından önem taşıyor; bu nedenle Türkiye, bölgede gerginliğin düşürülmesi ve istikrarın sağlanmasından yana tavır sergiliyor.