Yemen'de İran destekli Husiler, son 10 gün içinde çeşitli cephelerde çıkan çatışmalarda ölen 57 savaşçısını toprağa verdi. Devlete ait Saba TV'nin Perşembe günü aktardığına göre, ölenler arasında 31 subay ve 3 tuğgeneral de yer alıyor. Cenaze törenlerinin başkent Sana'da düzenlendiği bildirilirken, Husilerin ölü sayısının bu kadar kısa sürede bu kadar yüksek olması, çatışmaların şiddetinin arttığına işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Husiler, Yemen'de 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirerek uluslararası alanda tanınan hükümeti devirmişti. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise 2015'ten bu yana hükümete destek veriyor. Son haftalarda özellikle Marib kenti çevresinde yoğun çatışmalar yaşanıyor. Husiler, ülkenin kuzeyindeki Marib'i ele geçirmek için saldırılarını sürdürüyor. Ayrıca Kızıldeniz'deki liman kenti Hudeyde'de de zaman zaman çatışmalar patlak veriyor.
Saba TV'nin haberinde, ölenlerin "vatanı savunurken" hayatını kaybettiği belirtilirken, ölen askerlerin isimleri ve rütbeleri de açıklandı. Cenaze törenlerine Husilerin üst düzey yetkilileri katıldı. Bu durum, Husilerin kayıplarına rağmen moral motivasyonunu korumaya çalıştığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki iç savaş, bölgesel bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. İran'ın desteklediği Husiler ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği hükümet güçleri arasındaki çatışma, yıllardır çözüme kavuşmadı. Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre, çatışmalar nedeniyle on binlerce insan hayatını kaybetti ve dünyanın en büyük insani krizlerinden biri yaşanıyor.
Son dönemde Husilerin Suudi Arabistan topraklarına ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları, bölgede gerilimi artırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon da hava saldırılarıyla karşılık veriyor. Bu karşılıklı saldırılar, sivil kayıplara yol açıyor ve insani durumu daha da kötüleştiriyor.
Küresel anlamda ise Yemen'deki çatışma, enerji piyasalarını ve Kızıldeniz'deki deniz ticaretini etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Bab el-Mendeb Boğazı'nın güvenliği, uluslararası petrol taşımacılığı açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle Yemen'deki istikrarsızlık, dünya ekonomisi için de bir risk unsuru olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikaları açısından doğrudan etkiler barındırıyor. Türkiye, Yemen'de taraflar arasında diyalog ve kalıcı ateşkes çağrısı yaparken, Körfez ülkeleriyle ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Öte yandan Kızıldeniz'deki güvenlik, Türkiye'nin deniz ticaret yolları ve enerji arz güvenliği açısından önem taşıyor. Bu bağlamda Türkiye'nin, Yemen'deki istikrarsızlığın bölgesel yansımalarını yakından izlemesi ve insani krizin hafifletilmesine yönelik uluslararası çabalara destek vermesi bekleniyor.