Yemen hükümeti, Husilerin ülkenin geçici başkenti konumundaki Aden'de bulunan uluslararası havalimanına iki füze fırlattığını duyurdu. Saldırı, Yemen hükümetine bağlı güçlerin stratejik öneme sahip Marib kentinde ilerleme kaydettiğini açıklamasının ve son 24 saat içinde 430 Husi savaşçısını etkisiz hale getirdiğini iddia etmesinin hemen ardından gerçekleşti. Aden Havalimanı, Yemen'in uluslararası yardımlarının ulaştığı ve hükümet yetkililerinin kullandığı kritik bir nokta olarak biliniyor. Saldırıda can kaybı olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Çatışmanın Arka Planı ve Marib'deki Gelişmeler
Yemen'de yıllardır süren iç savaşta hükümet güçleri ile İran destekli Husiler arasındaki çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor. Marib, zengin petrol rezervlerine ev sahipliği yapması ve hükümetin son büyük kalesi olması nedeniyle stratejik bir öneme sahip. Hükümet yetkilileri, son 24 saatte Marib cephesinde yoğun çatışmalar yaşandığını ve 430 Husi savaşçısının öldürüldüğünü veya yaralandığını belirtti. Bu iddialar bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanamadı; ancak çatışmaların yoğunluğu bölgedeki tansiyonun yüksek olduğunu gösteriyor.
Aden Havalimanı'na yönelik füze saldırısı, Husilerin askeri kapasitesini ve hükümet merkezlerine yönelik tehdit oluşturma yeteneğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, Husilerin balistik füze ve insansız hava araçlarıyla sık sık Suudi Arabistan ve Yemen hükümeti hedeflerine saldırdığını hatırlatıyor. Aden Havalimanı daha önce de benzer saldırılara sahne olmuş, Aralık 2020'de yeni hükümetin göreve başladığı sırada düzenlenen saldırıda en az 25 kişi hayatını kaybetmişti. Bu son saldırı, barış görüşmelerinin defalarca sekteye uğradığı bir dönemde geldi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, bölgesel güçler arasındaki rekabetin bir yansıması haline gelmiş durumda. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetini destekliyor. İran ise Husilere askeri ve siyasi destek sağlamakla suçlanıyor. Bu durum, çatışmayı vekalet savaşına dönüştürmüş durumda. Aden Havalimanı'na yapılan saldırı, Husilerin ateşkes çabalarını baltalama ve askeri gücünü gösterme çabası olarak yorumlanabilir.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize dikkat çekmeye devam ediyor. Ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya; milyonlarca insan yardıma muhtaç durumda. Aden Havalimanı, insani yardımların ulaştırılmasında kritik bir rol oynuyor. Saldırılar, yardım kuruluşlarının operasyonlarını aksatabilir ve zaten zor durumdaki sivillerin acılarını artırabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri, küresel ticaret yollarını da etkiliyor. Husilerin deniz yollarına yönelik saldırıları, uluslararası nakliye şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorlamış durumda.
Son gelişmeler, Yemen'de kapsamlı bir barış anlaşmasına ulaşılmasının ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor. Hükümetin Marib'deki ilerlemeleri ve Husi saldırıları, karşılıklı güvenin olmadığını ve askeri çözüm arayışlarının sürdüğünü ortaya koyuyor. BM özel temsilcisi, tarafları diyaloga dönmeye çağırıyor; ancak sahada artan şiddet, müzakerelerin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek bölgesel aktörlerden biri. Aden Havalimanı'na yapılan saldırı, Kızıldeniz ve Babül Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik risklerini artırarak Türkiye'nin deniz ticaret yollarını ve enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Ayrıca, Yemen'deki kaos ortamı, terörizm ve radikalleşme riskini körükleyerek bölgesel güvenliği olumsuz etkiliyor. Türkiye, Yemen'deki insani krize dikkat çekmiş ve barışçıl çözüm çağrısı yapmıştı. Son saldırı, Ankara'nın bölgede istikrarın sağlanmasına yönelik diplomatik çabalarının önemini artırıyor. Türk dış politikası açısından, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütürken Yemen'deki çatışmanın tırmanması, Ankara'nın arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Öte yandan, savunma sanayii iş birlikleri ve insani yardımlar, Türkiye'nin bölgedeki etkisini korumasına yardımcı olabilir.