Yemen hükümet güçleri, Kızıldeniz kıyısındaki stratejik liman kenti Hudeyde'de İran destekli Husi milislerine ait üyelerin ve araçların hava saldırılarıyla hedef alındığını duyurdu. Hükümete bağlı kuvvetlerin açıklamasına göre, saldırılar Hudeyde'nin güneyindeki Mocha (el-Muha) bölgesi yakınlarında gerçekleştirildi. Saldırıların Husi milislerinin Kızıldeniz kıyısındaki hareketliliğini kısıtlamayı amaçladığı belirtildi. Olayda can kaybı veya maddi hasara ilişkin henüz bağımsız bir doğrulama yapılamadı.
Çatışmanın arka planı ve Hudeyde'nin stratejik önemi
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, başkent Sanaa ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliğindeki koalisyonun desteklediği Yemen hükümeti ise güney ve doğu bölgelerinde etkili. Hudeyde, Kızıldeniz'e açılan en önemli limanlardan biri olarak hem insani yardımların giriş kapısı hem de askeri açıdan kritik bir nokta. Birleşmiş Milletler, Hudeyde'nin tüm Yemen için hayat sigortası olduğunu vurguluyor ve limanın kesintisiz çalışması milyonlarca kişinin gıda ve ilaç ihtiyacı için şart.
Hükümet güçlerinin son hava saldırıları, 2018'deki yoğun çatışmaların ardından varılan ateşkesin ardından bölgede zaman zaman yaşanan ihlallerin bir yenisi olarak değerlendiriliyor. Mocha, Hudeyde'nin güneyinde yer alan ve Bab el-Mandeb Boğazı'na yakınlığıyla stratejik bir ilçe. Husi milisleri, bu bölgeden Kızıldeniz'deki uluslararası gemi trafiğine yönelik saldırılar düzenlemekle suçlanıyor. Hükümet güçleri, son operasyonla Husi unsurlarının kıyı şeridindeki hareket kabiliyetini zayıflatmayı hedeflediklerini bildirdi.
Bölgedeki güvenlik kaynakları, saldırıların Husi milislerine ait askeri araçları ve bu araçlarda bulunan militanları hedef aldığını öne sürüyor. Ancak Husiler, henüz saldırıya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Yemen hükümeti, operasyonun sivil yerleşim alanlarından uzak noktalara düzenlendiğini savunuyor. Uluslararası kuruluşlar ise taraflara sivil kayıpları önleme çağrısını yineliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kızıldeniz'de artan gerilim
Yemen'deki çatışmalar, Kızıldeniz ve Bab el-Mandeb Boğazı üzerinden geçen küresel ticaret yollarını doğrudan etkiliyor. Son aylarda Husi milislerinin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası deniz taşımacılığında ciddi aksamalara yol açtı. ABD ve bazı Avrupa ülkeleri, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için operasyonlar düzenliyor. Husi saldırıları, küresel tedarik zincirlerinde maliyet artışına ve teslimat sürelerinin uzamasına neden oldu.
İran'ın Husilere verdiği destek, bölgesel bir vekalet savaşına işaret ediyor. Suudi Arabistan ve BAE, Husilerin balistik füze ve insansız hava aracı kapasitesini İran'dan sağladığını belirtiyor. Yemen hükümetinin son saldırıları, İran yanlısı unsurlara karşı koalisyon güçlerinin kararlılığını gösterme çabası olarak yorumlanıyor. Ancak askeri çözümlerin insani krizi daha da derinleştirebileceği uyarıları yapılıyor.
Birleşmiş Milletler, Yemen'de dünyanın en büyük insani krizinin yaşandığını belirtiyor; nüfusun yüzde 80'i yardıma muhtaç durumda. Hudeyde limanı, bu yardımların ülkeye girişinde kilit rol oynuyor. Limanın zarar görmesi veya kapanması, milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya kalması anlamına geliyor. Bu nedenle her askeri hareket, insani yardım kuruluşları tarafından endişeyle izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizine insani diplomasi ve bölgesel istikrar perspektifinden yaklaşıyor. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya uzanan ticaret yollarını ve dolayısıyla Türk ihracatını dolaylı olarak etkiliyor. Hudeyde'deki çatışmaların şiddetlenmesi, bölgede yeni bir göç dalgası riskini artırabilir. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm için BM öncülüğündeki çabalara destek veriyor ve insani yardımlarını sürdürüyor. Ayrıca Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengelerken, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı mesafeli duruşunu koruyor.