Yemen'in kuzeyinde, hükümete bağlı güçler ile Husiler arasında meydana gelen çatışmada en az sekiz Yemen hükümet askeri hayatını kaybetti. Çatışma, ülkenin iç savaşının yeniden alevlenme riskini gündeme getirirken, sivil halk üzerindeki insani etkilerin artmasından endişe ediliyor. Olay, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çağrılarına rağmen şiddetin azalmadığını gösteriyor.
Çatışmanın Arka Planı ve Taraflar
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği hükümet güçleri arasında devam ediyor. Son çatışma, stratejik öneme sahip Marib vilayeti yakınlarında yaşandı. Husiler, geçtiğimiz aylarda bölgede askeri hareketliliğini artırmıştı. Hükümet yetkilileri, saldırının Husilerin ateşkes ihlali olduğunu belirtiyor.
Çatışmada ölen askerlerin yanı sıra çok sayıda yaralı olduğu ve Husilerin de kayıp verdiği bildiriliyor. Bağımsız kaynaklar henüz doğrulamasa da, yerel hastanelerin yaralılarla dolduğu ifade ediliyor. BM Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak sivil kayıpların önlenmesi için acil adım atılmasını istedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışmalar, bölgesel güçlerin vekalet savaşı alanı haline gelmiş durumda. Suudi Arabistan ve BAE, hükümet güçlerini desteklerken, İran Husilere askeri ve mali yardım sağlamakla suçlanıyor. Bu durum, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticaret yollarının güvenliğini tehdit ediyor. Son aylarda Husilerin İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları, küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkiledi.
ABD ve İngiltere, Husilerin deniz saldırılarına karşılık olarak Yemen'deki hedefleri vuruyor. Ancak bu müdahaleler, çatışmayı daha da körüklüyor ve barış çabalarını zorlaştırıyor. BM, 2022'de ilan edilen ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için çaba sarf ediyor, ancak taraflar arasındaki güven eksikliği süreci tıkıyor. Yemen'de 377 bin kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi ve açlık riskiyle karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki iç savaşta tarafsız bir tutum izlemekle birlikte, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Ancak son dönemde Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türk deniz ticareti ve enerji güvenliği için risk oluşturuyor. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunabilir ve insani yardımlarını artırabilir. Ayrıca, Yemen'deki çatışmaların uzaması, Türkiye'nin Afrika ve Asya ile ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, ateşkesin sağlanması ve siyasi çözüm için daha aktif rol üstlenmeli.