Yemen'de hükümet güçleri, stratejik Bab el-Mandeb Boğazı çevresinde İran destekli Husi milislerine karşı başlattığı operasyonda önemli ilerleme kaydetti. Pazartesi günü yayınlanan görüntülerde, hükümete bağlı zırhlı araçların geri çekilen Husi savaşçılarının üzerinden geçtiği anlar yer aldı. Bu görüntüler, ülkenin parçalanmış iç savaşında yeni ve ölümcül bir aşamaya işaret ediyor. Bab el-Mandeb Boğazı, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği kritik bir su yolu olarak biliniyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Stratejik Önemi
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, 2014 yılında Husi milislerinin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle yeni bir boyut kazanmıştı. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen hükümetini desteklemek için operasyonlar düzenliyor. Ancak son aylarda Husiler, Bab el-Mandeb Boğazı çevresindeki stratejik noktalara yönelik saldırılarını artırmış durumda. Hükümet güçlerinin son operasyonu, bu saldırıları püskürtmeyi ve boğazın güvenliğini sağlamayı amaçlıyor. Yerel kaynaklara göre, çatışmalar özellikle Taiz ve Hudeyde vilayetleri arasındaki kıyı şeridinde yoğunlaşmış durumda. Hükümet güçleri, zırhlı araçlar ve ağır silahlarla desteklenen operasyonlarla Husi mevzilerini birer birer ele geçiriyor. Ancak çatışmalarda sivil kayıpların da yaşandığına dair raporlar geliyor. Birleşmiş Milletler, taraflara sivil halkı koruma çağrısı yaparken, insani yardım kuruluşları bölgedeki durumun giderek kötüleştiğini belirtiyor.
Video görüntüleri, hükümet güçlerinin zırhlı araçlarla Husi savaşçılarının üzerinden geçtiği anları gösteriyor. Bu tür görüntüler, savaşın ne kadar acımasız bir hal aldığını gözler önüne seriyor. Uluslararası hukuk uzmanları, bu tür eylemlerin savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor. Ancak hükümet güçleri, görüntülerin çatışma sırasında kaydedildiğini ve kasıtlı bir eylem olmadığını savunuyor. Öte yandan Husiler, son haftalarda Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını da artırmış durumda. Bu saldırılar, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor ve birçok ülkeyi bölgede güvenlik önlemleri almaya zorluyor. ABD ve İngiltere, Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenleyerek bu tehdide karşılık veriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen'deki çatışmalar, sadece ülke içinde değil, tüm bölgede istikrarsızlığa yol açıyor. İran'ın Husilere verdiği destek, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleriyle gerilimi artırıyor. Bu durum, Orta Doğu'da mezhep temelli bir vekalet savaşının sürdüğü yorumlarına neden oluyor. Bab el-Mandeb Boğazı'nın güvenliği, sadece bölge ülkeleri için değil, Avrupa ve Asya arasındaki ticaret yolları için de hayati önem taşıyor. Boğazda yaşanabilecek herhangi bir aksama, küresel enerji fiyatlarını ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Son dönemde Husi saldırıları nedeniyle bazı denizcilik şirketleri rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Bu da nakliye maliyetlerini artırarak küresel enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlanması için çaba sarf ediyor ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler, barış sürecini zorlaştırıyor.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, son gelişmelerin barış görüşmelerini tehlikeye attığını belirterek taraflara itidal çağrısı yaptı. Ancak sahada durum giderek şiddetleniyor. Hükümet güçlerinin Bab el-Mandeb çevresindeki ilerleyişi, Husilerin elindeki toprakları daraltabilir ve deniz yollarının kontrolünü değiştirebilir. Bu durum, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlayabilir. Öte yandan, çatışmaların uzaması Yemen halkının insani krizini daha da derinleştiriyor. Milyonlarca insan açlık ve hastalıkla mücadele ediyor. Uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye erişimde zorluk çekiyor ve yardımların yetersiz olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki iç savaşta tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da, Bab el-Mandeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık doğrudan Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını etkiliyor. Boğaz, Türkiye'nin Asya ile ticaretinde önemli bir geçiş noktası. Olası bir kapanma veya güvenlik riski, Türk ihracatını ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki askeri varlığını ve deniz güvenliği stratejilerini gözden geçirmesini gerektirebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengeleyerek, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya yönelik diplomatik girişimlerde bulunabilir. Sonuç olarak, Yemen'deki gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında dikkate alması gereken önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.