Yemen'de devam eden iç savaşta son 48 saat içinde en az 300 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri arasındaki çatışmalar, ülkenin kuzeyindeki Marib ve Cevf vilayetlerinde yoğunlaşırken, sivil yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar da arttı. Birleşmiş Milletler, taraflara acil ateşkes çağrısı yaparken, insani krizin derinleştiği uyarısında bulundu.
Çatışmaların Arka Planı ve Son Durum
Yemen'de 2014 yılında Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başlayan çatışmalar, 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle bölgesel bir savaşa dönüştü. Son haftalarda Husiler, Marib vilayetine yönelik geniş çaplı bir saldırı başlattı. Marib, Yemen hükümetinin ve Suudi koalisyonunun kuzeydeki son kalesi konumunda. Stratejik öneme sahip bu vilayetin düşmesi halinde, savaşın seyri tamamen değişebilir.
Yerel kaynaklara göre, son çatışmalarda her iki taraftan da yüzlerce savaşçı öldü. Husiler, koalisyon güçlerine ait birçok aracı imha ettiklerini iddia ederken, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon da Husilere ait askeri noktaları vurduğunu açıkladı. Ancak bağımsız doğrulama yapılamıyor. Sivil kayıpların da yüksek olduğu, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu belirtiliyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara derhal ateşkes çağrısında bulunarak, "Yemen'deki çatışmaların askeri bir çözümü yok. Tek çıkış yolu siyasi diyalogdur" dedi. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), ülkedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiğini, milyonlarca insanın açlık ve hastalık riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen savaşı, Orta Doğu'da İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının en kanlı cephelerinden biri haline geldi. Husiler, İran'dan askeri ve finansal destek alırken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de Yemen hükümetini destekleyerek koalisyonu yönetiyor. ABD, İngiltere ve Fransa gibi Batılı ülkeler ise Suudi Arabistan'a silah satışı ve istihbarat desteği sağladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Son dönemde Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. Bu saldırılar, Yemen savaşını sadece bölgesel değil, küresel bir güvenlik sorunu haline getirdi. ABD ve İngiltere, Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenleyerek karşılık verdi. Ancak bu müdahaleler, çatışmayı daha da körükleyebilir.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Yemen'deki hastanelerin ve sağlık tesislerinin büyük bölümünün çalışamaz durumda olduğunu, yaralıların tedavi edilemediğini belirtti. BM'ye göre, ülkedeki 30 milyon insanın yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi yerinden edilmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizine doğrudan taraf olmasa da, bölgesel istikrar açısından yakından takip ediyor. Türkiye, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona askeri destek vermedi, ancak İran'ın bölgedeki etkisinin artmasından endişe duyuyor. Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki ticaret yollarını tehdit ederek Türkiye'nin Asya ile ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel barış ve diyalog çağrılarını güçlendirmesini gerektiriyor. Türkiye, BM çatısı altında siyasi çözüm arayışlarını desteklemeye devam ediyor.