Yemen'den kaçan 1400 mültecinin son 24 saat içinde Cibuti'ye ulaştığı bildirildi. Cibuti hükümetinden bir bakanın yaptığı açıklamaya göre, ülkeye gelen Yemenli sığınmacı sayısı hızla artıyor. Bu gelişme, Yemen'deki iç savaşın ve insani krizin derinleşerek bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam ettiğini gösteriyor. Cibuti, Yemen'in güneybatısında, Afrika Boynuzu'nda yer alan ve Bab el-Mendeb Boğazı'na kıyısı olan stratejik bir ülke. Son yıllarda Yemen'den kaçan binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor.
İnsani Krizin Arka Planı
Yemen'de 2014 yılında Husi isyancıların başkent Sana'a'yı ele geçirmesiyle başlayan çatışmalar, 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Yıllardır süren savaş, ülkeyi dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sürükledi. Birleşmiş Milletler'e göre, 4 milyondan fazla Yemenli yerinden edildi ve 24 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Son aylarda çatışmaların şiddetlenmesi ve ekonomik çöküş, daha fazla insanın ülkeyi terk etmesine neden oluyor.
Cibuti, coğrafi yakınlığı nedeniyle Yemenliler için ilk sığınma noktalarından biri. Ülkeye gelen mülteciler genellikle deniz yoluyla Bab el-Mendeb Boğazı'nı geçerek Obock kenti kıyılarına ulaşıyor. Cibuti hükümeti, artan mülteci akını karşısında insani yardım kuruluşlarıyla işbirliği yaparak barınma, gıda ve sağlık hizmeti sağlamaya çalışıyor. Ancak ülkenin sınırlı kaynakları, bu yükü taşımakta zorlanıyor.
Bakanın açıklamasına göre, sadece bir günde 1400 kişinin gelmesi, krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Bu sayı, önceki dönemlerde haftalık veya aylık olarak kaydedilen rakamlara kıyasla çarpıcı bir artış. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Cibuti'deki durumu yakından izliyor. Mültecilerin çoğu kadın ve çocuklardan oluşuyor; birçoğu deniz yolculuğu sırasında hayatını kaybediyor veya yaralanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki kriz, sadece ülke içinde değil, tüm bölgede istikrarsızlığa yol açıyor. Suudi Arabistan, BAE gibi Körfez ülkeleri, çatışmanın taraflarını destekleyerek vekalet savaşı yürütüyor. İran'ın Husi'lere verdiği destek, bölgesel gerilimi artırıyor. ABD ve Batılı ülkeler, terör örgütlerinin Yemen'deki kaos ortamından faydalanmasından endişe ediyor. El Kaide ve IŞİD'in Yemen kolları, ülkenin güneyinde etkinlik gösteriyor.
Mülteci akını, Cibuti gibi zaten kırılgan ekonomilere sahip ülkeler üzerinde ek baskı oluşturuyor. Cibuti, stratejik konumu nedeniyle ABD, Çin, Fransa ve Japonya gibi ülkelerin askeri üslerine ev sahipliği yapıyor. Ülkedeki istikrar, Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen küresel ticaret yolları için kritik önemde. Mülteci krizi, bu istikrarı tehdit edebilir.
Uluslararası toplum, Yemen'e yönelik insani yardımları artırma çağrısı yapıyor. Ancak sahadaki güvenlik sorunları ve erişim kısıtlamaları, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını zorlaştırıyor. BM, Yemen için 2024 yılında 4,3 milyar dolar yardım talep etmişti; ancak toplanan fon miktarı yetersiz kaldı. Cibuti'ye yönelen yeni mülteci dalgası, bu eksikliğin somut bir sonucu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki insani kriz ve mülteci akını, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani diplomasi politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, Yemen'deki çatışmanın siyasi çözümünü destekliyor ve BM öncülüğündeki barış girişimlerine katkı sağlıyor. Cibuti'deki mülteci artışı, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'deki güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin deniz ticaret yolları ve bölgesel müttefikleriyle ilişkilerini dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, insani yardım kuruluşları aracılığıyla Yemen'e destek veriyor; ancak artan mülteci akını, uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, istikrarsızlığın Afrika Boynuzu'na yayılması, Türkiye'nin Somali ve Sudan gibi ülkelerdeki çıkarlarını da tehdit edebilir.