ABD'de federal yargıç Ramon Reyes, Trump yönetiminin New York kentinin federal göçmenlik uygulamalarıyla işbirliğini kısıtlayan yasalarını iptal etmek için açtığı davayı reddetti. Brooklyn'deki mahkeme, hükümetin bu yasaları dava etmek için geçerli bir hukuki dayanağının bulunmadığına karar verdi. Karar, federal hükümetin yerel yönetimlerin göçmenlik politikalarına müdahale etme çabalarına önemli bir darbe indirdi.
Davanın arka planı ve hukuki gerekçeler
Trump yönetimi, New York'un 2014 yılında kabul ettiği ve 2017'de genişletilen "sanctuary city" (sığınak kent) yasalarının federal göçmenlik yetkilileriyle işbirliğini sınırladığını ve federal hükümetin yetkilerini gasp ettiğini öne sürüyordu. Dava, Adalet Bakanlığı tarafından 2018 yılında açılmıştı. Yargıç Reyes, kararında, federal hükümetin eyalet ve yerel yönetimlere karşı dava açma hakkını düzenleyen yasaların, bu tür bir müdahaleyi desteklemediğini belirtti. Reyes, "Hükümet, New York'un yasalarının federal göçmenlik politikalarıyla çeliştiğini kanıtlayacak somut bir zarar ortaya koyamadı" ifadelerini kullandı. Karar, federal hükümetin yerel yönetimlerin göçmenlik konusundaki takdir yetkisine saygı göstermesi gerektiği yönünde emsal teşkil edebilir.
New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, kararı memnuniyetle karşıladı ve "New York, göçmen topluluklarını korumaya devam edecek" dedi. Adalet Bakanlığı sözcüsü ise kararı temyiz etmeyi değerlendirdiklerini açıkladı. Uzmanlar, davanın federal temyiz mahkemesine taşınması halinde uzun bir hukuki süreç yaşanabileceğini belirtiyor.
Göçmenlik politikalarında Federal-Yerel çatışması
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana göçmenlik konusunda sert politikalar izliyor ve "sanctuary city" statüsündeki kentlere federal fonları kesme tehdidinde bulunuyordu. New York'un yanı sıra San Francisco, Chicago ve Los Angeles gibi birçok kent de benzer yasalara sahip. Bu kentler, federal göçmenlik yetkililerine bilgi paylaşımı konusunda kısıtlamalar getirerek, göçmenlerin güvenini kazanmayı ve suç mağdurlarının yetkililere başvurmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak federal hükümet, bu politikaların yasadışı göçü teşvik ettiğini savunuyor.
Yargıç Reyes'in kararı, federal mahkemelerin Trump yönetiminin göçmenlik alanındaki geniş yetki taleplerine karşı dengelyici bir rol oynadığını gösteriyor. Bu karar, benzer davalarda da yerel yönetimlerin lehine bir emsal oluşturabilir. Zira federal hükümet, geçtiğimiz yıllarda birçok eyalet ve kente karşı benzer davalar açmış, ancak çoğundan sonuç alamamıştı.
Göçmen hakları savunucuları, kararın göçmen toplulukları için bir zafer olduğunu belirtiyor. New York'taki Göçmen Savunma Projesi direktörü, "Bu karar, yerel yönetimlerin kendi topluluklarını koruma hakkını teyit ediyor" dedi. Öte yandan, göçmenlik karşıtı gruplar, kararın yasadışı göçü cesaretlendireceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki federal-yerel yönetim çatışması, Türkiye'nin doğrudan gündeminde olmasa da küresel göç yönetimi tartışmaları açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göç yüküyle karşı karşıya ve yerel yönetimlerin göçmen politikalarındaki rolü tartışılıyor. ABD'deki bu karar, merkezi hükümetlerin yerel yönetimlere göçmenlik konusunda dayatma yapma yetkisinin sınırlı olduğunu göstererek, Türkiye'deki benzer tartışmalara da ışık tutabilir. Ayrıca, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki iç çekişmeler, Türkiye-ABD ilişkilerinde göçmenlik konusunun nasıl ele alındığına dair fikir veriyor. Ancak somut bir etki için iki ülke arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuyor.