ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Samuel Alito, ülkenin en yüksek yargı organına yıllar sonra taşınan en önemli iklim davalarından birinden çekildiğini açıkladı. Söz konusu dava, federal hükümetin iklim değişikliğiyle mücadelede kullandığı düzenleyici yetkileri ve eyaletlerin fosil yakıt şirketlerine karşı açtığı davaları ilgilendiriyor. Alito’nun çekilme kararı, Yüksek Mahkeme’nin ideolojik dengeyi etkileyebilecek bir karar arifesinde geldiği için Washington’da geniş yankı uyandırdı.
Davanın Arka Planı ve Alito’nun Çekilmesi
Yüksek Mahkeme’ye taşınan dava, çeşitli eyaletlerin ve yerel yönetimlerin büyük petrol ve gaz şirketlerine karşı açtığı iklim sorumluluğu davalarının bir parçası. Bu davalar, şirketlerin onlarca yıl boyunca iklim değişikliğinin tehlikelerini bildiği halde kamuoyunu yanılttığı iddiasına dayanıyor. Alt mahkemeler şimdiye kadar davaların eyalet mahkemelerinde görülmesi gerektiğine hükmetti; ancak sanık şirketler, konunun federal mahkemelere taşınması için çaba gösteriyor. Yüksek Mahkeme’nin bu başvuruyu kabul etmesi, iklim davalarının geleceği açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Alito’nun çekilme gerekçesi resmi olarak açıklanmadı; ancak yargıçların yakınlarıyla ilgili çıkar çatışması iddiaları son yıllarda ABD’de sıkça tartışılıyor. Alito, daha önce de eşinin muhafazakâr siyasi faaliyetleri nedeniyle eleştirilmişti. Bu kez, iklim davasına taraf olan bir şirketle bağlantılı bir yatırım veya ailevi ilişki nedeniyle çekildiği öne sürülüyor. Yüksek Mahkeme, konuya ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapmadı. Ancak mahkeme gözlemcileri, Alito’nun yokluğunda 9 kişilik mahkemenin 8 üyeyle karar vereceğini ve olası bir 4-4 eşitliğinde alt mahkeme kararının geçerli olacağını belirtiyor. Bu durum, davacı eyaletler ve çevre örgütleri için bir avantaj olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD Yüksek Mahkemesi’nin iklim davalarına yaklaşımı, yalnızca ülke içinde değil, küresel iklim politikaları açısından da belirleyici. Eğer mahkeme, davaların federal mahkemelerde görülmesi gerektiğine hükmederse, bu durum petrol şirketlerinin lehine bir sonuç doğurabilir; çünkü federal mahkemeler genellikle eyalet mahkemelerine kıyasla şirket dostu kararlar alma eğiliminde. Tersine, eyalet mahkemelerinin yetkili olduğu yönünde bir karar, iklim aktivistleri için büyük bir zafer olacak ve benzer davaların önünü açacak.
Dava, aynı zamanda ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi ve iklim politikalarında yaşanan dalgalanmaların ardından, yargı organının iklim krizindeki rolünü de gözler önüne seriyor. Uluslararası hukuk uzmanları, ABD’deki bu tür davaların diğer ülkelerdeki iklim davalarına emsal teşkil edebileceğini vurguluyor. Özellikle Avrupa ve Latin Amerika’da fosil yakıt şirketlerine karşı açılan davalar artıyor. Yüksek Mahkeme’nin vereceği karar, bu küresel dalgayı da etkileyebilir.
Alito’nun çekilmesi, mahkemenin kompozisyonu açısından da kritik. Muhafazakâr çoğunluğa sahip mahkemede, Alito’nun yokluğu, bazı davalarda dengeleri değiştirebilir. Özellikle iklim ve çevre düzenlemeleri konusunda mahkemenin son yıllarda verdiği kararlar, federal ajansların yetkilerini kısıtlayıcı yönde olmuştu. Bu dava, mahkemenin iklim konusundaki tutumunu yeniden test edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi’ndeki bu gelişme, doğrudan Türkiye’yi bağlamasa da küresel iklim rejimi ve enerji piyasaları üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede hem kendi yeşil dönüşümünü hızlandırmaya çalışıyor hem de fosil yakıt ithalatına bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. ABD’deki davaların şirketler lehine sonuçlanması, küresel fosil yakıt yatırımlarını teşvik ederek Türkiye’nin enerji güvenliği stratejilerini etkileyebilir. Ayrıca, uluslararası iklim müzakerelerinde ABD’nin pozisyonu, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütleri ve yeşil mutabakat sürecinde önemli bir değişken olmaya devam ediyor.