Küresel çapta şirketler ve çalışanlar yapay zeka (YZ) araçlarını benimsemeye devam ederken, bu teknolojinin verimlilik ve üretkenlik üzerindeki etkisi hala belirsizliğini koruyor. London Business School'da ekonomi alanında dersler veren Dr. Rebecca Homkes'e göre, YZ'nin iş dünyasında yaygınlaşması 'inanılmaz derecede sığ' bir seviyede kalıyor. İngiliz ekonomist, teknolojinin potansiyelinin tam olarak kullanılamadığını ve bunun küresel ekonomi üzerinde sınırlı bir etki yarattığını belirtiyor.
Yapay Zeka Benimsenme Hızı Yüksek, Derinlik Düşük
Dr. Homkes, yaptığı açıklamalarda, işletmelerin YZ araçlarına hızla yöneldiğini ancak bu araçların çoğunlukla basit görevlerde kullanıldığını, stratejik karar alma süreçlerine entegre edilmediğini vurguluyor. 'Çalışanlar, e-posta yazma, toplantı notları alma gibi rutin işlerde YZ'yi kullanıyor, ancak bu, şirketlerin temel iş modellerini dönüştürmekten çok uzak,' diyor. Verilere göre, 2023'te küresel YZ benimsenme oranı %50'yi aşarken, bu teknolojinin katma değeri, beklentilerin oldukça altında kaldı. Homkes, bu durumu 'sığ benimsenme' olarak tanımlıyor.
Homkes, asıl sorunun, şirketlerin YZ'yi mevcut süreçlerine entegre etmek yerine, sadece yeni bir araç olarak eklemeleri olduğunu belirtiyor. 'Bir makine öğrenmesi modeli satın almak, dijital dönüşüm anlamına gelmez. Gerçek dönüşüm, organizasyonel yapının, iş akışlarının ve yeteneklerin yeniden düşünülmesini gerektirir,' diye ekliyor. Örneğin, birçok finans kuruluşu, YZ'yi dolandırıcılık tespitinde kullanıyor ancak bu, bankacılık hizmetlerinin tamamen yeniden yapılandırılması anlamına gelmiyor.
Küresel Ekonomide YZ'nin Sınırlı Etkisi
Dr. Homkes'e göre, YZ'nin küresel ekonomiye etkisi henüz başlangıç aşamasında ve şimdilik büyük ölçüde abartılıyor. Teknoloji, özellikle hizmet sektöründe bazı verimlilik kazanımları sağlasa da, bu kazanımlar genel ekonomik büyümeye henüz belirgin bir katkı yapmış değil. '1990'lardaki internet balonuna benzer bir durum görüyoruz; teknoloji vaat ediyor ancak verimlilik istatistiklerine yansımıyor,' diyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, gelişmiş ekonomilerde YZ yatırımları artsa da, toplam faktör verimliliği artış hızı yavaş kalmaya devam ediyor.
Homkes, asıl potansiyelin, YZ'nin tedarik zinciri yönetimi, ilaç keşfi ve iklim modellemesi gibi karmaşık alanlarda kullanılmasıyla ortaya çıkacağını düşünüyor. Ancak bu alanlarda da yeterli ilerleme kaydedilmediğini, çünkü doğru veri altyapısı ve insan uzmanlığının eksik olduğunu belirtiyor. 'Bugün YZ'den elde ettiğimiz kazanımlar, aslında sıradan otomasyonun ötesine geçmiyor. Gerçek atılım için, yapay zekanın insan zekasıyla birleştiği bir ekosisteme ihtiyacımız var,' ifadelerini kullanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Dr. Homkes'in analizi, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için önemli çıkarımlar içeriyor. Türkiye'de de YZ araçlarının benimsenmesi hızla artıyor, ancak bu durum genellikle bireysel kullanım seviyesinde kalıyor ve şirketlerin rekabet gücüne doğrudan yansımıyor. Türk işletmelerinin, YZ'yi stratejik bir dönüşüm aracı olarak görmesi ve sadece maliyet düşürmeye odaklanmaması gerekiyor. Aksi takdirde, Türkiye'nin küresel değer zincirlerindeki konumu güçlenmek yerine, düşük katma değerli faaliyetlerde takılı kalabilir. Eğitim sisteminin de bu yeni döneme hazırlanması ve YZ okuryazarlığının yaygınlaştırılması kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin güçlü olduğu üretim ve lojistik sektörlerinde YZ entegrasyonu, verimlilik artışı ve ihracat potansiyelini artırabilir. Bu nedenle, hükümetin ve özel sektörün, Homkes'in işaret ettiği 'sığ benimseme' tuzağına düşmeden, derinlemesine bir dijital dönüşüm stratejisi izlemesi gerekiyor.