Yapay zekanın hızla yaygınlaşması, işgücü piyasasını köklü biçimde dönüştürerek vergi tabanını daraltma riski taşıyor. Ekonomistler, otomasyonun milyonlarca işi ortadan kaldırabileceği ve gelir vergisi ile sosyal güvenlik primlerinde ciddi düşüşlere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, hükümetlerin kamu hizmetlerini finanse etmek için yeni kaynak arayışına girmesine neden olabilir. Podcast gündeminde ayrıca, soğutma amaçlı boyaların enerji verimliliği potansiyeli ve Fransa’nın Cezayir’deki suçlarını ifşa eden Stanislas Hutin’in anısı yer aldı.
Yapay Zeka ve Vergi Tabanı: Arka Plan
Yapay zeka teknolojileri, özellikle üretim, hizmet ve lojistik sektörlerinde rutin işleri hızla otomatize ediyor. McKinsey’e göre, 2030’a kadar küresel işgücünün yüzde 30’a kadarı otomasyondan etkilenebilir. Bu dönüşüm, gelir vergisi ve sosyal güvenlik katkıları yoluyla finanse edilen kamu bütçeleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Örneğin, ABD’de federal gelirlerin yaklaşık yüzde 50’si bireysel gelir vergisinden geliyor. İşsizliğin artması, bu gelir kalemini erozyona uğratabilir. Benzer şekilde, Türkiye’de vergi gelirlerinin önemli bir kısmı istihdam üzerinden alınan vergiler ve primlerden oluşuyor. Yapay zekanın işgücü talebini azaltması, bu kaynakları da baskılayabilir.
Bazı uzmanlar, yapay zekanın yeni iş kolları yaratacağını ve net etkinin belirsiz olduğunu savunuyor. Ancak, yaratılan işlerin genellikle daha yüksek vasıf gerektirdiği ve geçiş sürecinde ciddi uyum maliyetleri doğurduğu belirtiliyor. Ayrıca, yapay zeka şirketlerinin karlarının vergilendirilmesi zor olabilir; çünkü bu şirketler genellikle düşük vergi oranlı ülkelerde faaliyet gösteriyor. Dijital hizmet vergisi gibi önlemler tartışılsa da, küresel bir uzlaşı sağlanamadı.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Vergi tabanının daralması, yalnızca gelişmiş ülkelerin değil, gelişmekte olan ülkelerin de sorunu. Uluslararası Para Fonu (IMF), yapay zekanın vergi gelirleri üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar yapıyor. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, yapay zekanın “işgücü piyasalarında tsunami etkisi” yaratabileceği uyarısında bulundu. Öte yandan, yapay zekanın vergilendirilmesi için robot vergisi gibi öneriler gündemde. Ancak bu tür vergilerin inovasyonu engelleyebileceği ve sermaye kaçışına yol açabileceği endişesi var.
Avrupa Birliği, dijital ekonomiye yönelik adil vergilendirme için adımlar atıyor. OECD öncülüğünde yürütülen Base Erosion and Profit Shifting (BEPS) projesi, çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınmasını önlemeyi amaçlıyor. Ancak yapay zeka kaynaklı vergi kaybı, bu çabaları aşabilir. Gelişmekte olan ülkeler için durum daha kritik; çünkü bu ülkeler genellikle dolaylı vergilere ve istihdam vergilerine daha bağımlı.
Türkiye gibi ülkelerde, genç nüfus ve yüksek işsizlik oranı göz önüne alındığında, yapay zekanın işgücü piyasası üzerindeki etkisi daha da yıkıcı olabilir. Türkiye’de işgücüne katılım oranı düşük ve kayıt dışı istihdam yaygın. Yapay zeka, kayıtlı istihdamı azaltarak vergi tabanını daraltabilir ve sosyal güvenlik açığını büyütebilir. Hükümetin, yapay zeka yatırımlarını teşvik ederken aynı zamanda vergi sistemini reforme etmesi gerekiyor. Örneğin, dijital hizmet vergisi ve robot vergisi gibi araçlar tartışılabilir. Ancak bu vergilerin yatırım ortamını olumsuz etkilememesi için dikkatli tasarlanması şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yapay zekanın vergi tabanını daraltması, Türkiye ekonomisi için önemli bir risk oluşturuyor. İstihdam üzerinden alınan vergiler ve sosyal güvenlik primleri, bütçe gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Yapay zeka kaynaklı işsizlik artışı, bu gelirleri azaltarak kamu maliyesini zorlayabilir. Ayrıca, Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu, otomasyonun yıkıcı etkilerine karşı savunmasız olabilir. Bu nedenle, hükümetin yapay zeka yatırımlarını teşvik ederken, vergi sistemini dijital ekonomiye uyarlaması ve yeni gelir kaynakları yaratması gerekiyor. Aksi halde, kamu hizmetlerinin finansmanı ve sosyal güvenlik sistemi ciddi baskı altına girebilir.