Çin bağlantılı bir teknoloji şirketinin, yapay zeka destekli bir sistemle potansiyel muhalifleri önceden tespit etmeye yönelik bir yazılım geliştirdiği ortaya çıktı. İngiliz basınında geniş yankı uyandıran iddiaya göre, sistem kişilerin sosyal medya paylaşımları, çevrimiçi davranış kalıpları ve iletişim ağları üzerinden “risk skoru” çıkarıyor. BBC’nin haberine göre, yazılımın Çin’in Sincan bölgesinde ve bazı Afrika ülkelerinde test edildiği belirtiliyor. Şirket yetkilileri ise yazılımın yalnızca suç önleme amaçlı olduğunu savunuyor.
Yapay zeka ve gözetim teknolojileri tartışması
Çin merkezli teknoloji devleri, yüz tanıma ve duygu analizi gibi yapay zeka uygulamalarını uzun süredir güvenlik amacıyla kullanıyor. Ancak bu kez sistemin doğrudan muhalif profil çıkarmaya yönelik olması, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekti. Amnesty International ve Human Rights Watch, yazılımın ifade özgürlüğünü baskılamak için kullanılabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, algoritmaların kültürel ve siyasi bağlamı anlamakta yetersiz kalabileceğini, dolayısıyla hatalı “muhalif” etiketlemelerinin masum insanları mağdur edebileceğini vurguluyor.
Küresel boyut: Gözetim teknolojilerinin ihracı
Gelişme, yalnızca Çin’in iç politikasıyla sınırlı kalmıyor. Söz konusu teknolojinin Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelere de satıldığı iddia ediliyor. Bu durum, demokratik gerileme yaşanan ülkelerde yapay zeka gözetim araçlarının muhalefeti sindirmek için nasıl kullanılabileceğine dair endişeleri artırıyor. Avrupa Birliği ise insan hakları ihlallerine yol açabilecek yapay zeka uygulamalarını sınırlama konusunda yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. ABD’den de teknoloji ihracatına yönelik daha sıkı denetim çağrıları geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin ve Rusya gibi ülkelerle son yıllarda gelişmiş gözetim teknolojileri ticareti yapıyor. Bu tür yapay zeka uygulamalarının Türkiye’ye ihraç edilmesi halinde, özellikle güvenlik gerekçesiyle kullanılmaları mümkün. Ancak Avrupa Birliği aday ülkesi olarak Türkiye’nin, AB’nin yapay zeka düzenlemelerine uyum sağlama sürecinde bu teknolojilerin demokratik denetime tabi olması önem taşıyor. Aksi takdirde ifade özgürlüğü ve masumiyet karinesi gibi temel haklar zarar görebilir. Küresel ölçekte yaygınlaşan bu eğilim, Türkiye’nin de insan hakları ve güvenlik dengesini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor.