ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Egan-Jones, yapay zekânın ekran başında çalışan iş gücünü yok edeceği ve bunun konut piyasasını vuracağı yönünde yeni bir rapor yayımladı. Rapor, sosyal medyada hızla yayılarak "bitti" söylemini yeniden alevlendirdi. Şirket, özellikle ofis çalışanları, yazılımcılar, müşteri hizmetleri ve idari personelin işlerini kaybedeceğini, bunun da ipotekli konut talebini düşüreceğini öne sürüyor.
Raporun Arka Planı: Egan-Jones ve Yapay Zeka Alarmı
Egan-Jones, bağımsız bir kredi derecelendirme kuruluşu olarak biliniyor. Ancak son yıllarda yapay zekâ konusunda karamsar raporlarıyla gündeme geliyor. Bu son rapor, yapay zekâ destekli otomasyonun hızla yayılmasının yalnızca teknoloji sektörünü değil, geniş bir beyaz yakalı iş gücünü tehdit ettiğini vurguluyor. Rapora göre, ekran başında yapılan işlerin önemli bir kısmı önümüzdeki 5-10 yıl içinde yapay zekâ tarafından devralınabilir. Bu durum, ABD başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerde hane halkı gelirlerini düşürecek ve konut kredisi talebini azaltacak. Egan-Jones, bu senaryonun konut fiyatlarında ciddi bir düzeltmeye yol açabileceğini belirtiyor.
Raporun viral hale gelmesinin nedeni, yapay zekâ kıyamet senaryolarının son dönemde sıkça dile getirilmesi. Ancak Egan-Jones'ın analizi, diğerlerinden farklı olarak doğrudan konut piyasasına odaklanıyor. Şirket, ekran başında çalışanların gelir kaybının, mortgage kredilerinde temerrüt oranlarını artıracağını ve bankaların risk iştahını daraltacağını öngörüyor. Bu da konut arz ve talebini olumsuz etkileyebilir.
Küresel Boyut: Yapay Zeka ve İstihdamın Geleceği
Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisi uzun süredir tartışılıyor. Ancak Egan-Jones raporu, bu tartışmayı finansal piyasalara taşıyor. Rapora göre, yapay zekâ yatırımları arttıkça, şirketler daha az sayıda ofis çalışanı istihdam edecek. Bu, özellikle büyük şehirlerdeki ofis kiralama talebini de düşürecek. Ticari gayrimenkul piyasası zaten pandemi sonrası uzaktan çalışma ile sarsılmış durumda. Yapay zekâ kaynaklı iş kayıpları bu baskıyı daha da artırabilir.
Öte yandan, bazı ekonomistler bu tür raporların abartılı olduğunu savunuyor. Yapay zekânın yeni iş kolları yaratacağını, verimliliği artıracağını ve uzun vadede ekonomik büyümeyi destekleyeceğini belirtiyorlar. Ancak Egan-Jones, geçiş döneminin sancılı olacağını ve özellikle orta yaşlı, düşük vasıflı beyaz yakalıların bu dönüşümden olumsuz etkileneceğini vurguluyor.
Raporun bir diğer dikkat çeken noktası, konut piyasasının yapay zekâ kaynaklı işsizlikle nasıl etkileşime gireceği. Eğer ekran başında çalışan milyonlarca kişi işini kaybederse, konut talebi düşer, fiyatlar geriler ve mortgage kredileri batar. Bu da bankacılık sektöründe bir krizi tetikleyebilir. Egan-Jones, bu senaryonun 2008 finans krizine benzer bir etki yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Ancak raporun metodolojisi ve varsayımları henüz bağımsız olarak doğrulanmış değil. Egan-Jones'ın geçmiş tahminleri arasında tutarsızlıklar bulunuyor. Yine de yatırımcılar ve politika yapıcılar için bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, genç ve dinamik bir iş gücüne sahip olsa da, dijitalleşme ve yapay zekâ dönüşümünden muaf değil. Hizmet sektöründe, özellikle çağrı merkezleri, yazılım ve finans alanlarında istihdam edilen yüz binlerce kişi, yapay zekâ otomasyonuyla karşı karşıya. Ayrıca Türkiye'de konut piyasası zaten yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla baskı altında. Olası bir beyaz yakalı işsizlik dalgası, konut talebini daha da düşürebilir ve inşaat sektörünü olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin genç nüfusu ve dijital ekonomiye adaptasyon hızı, bu riski hafifletebilir. Yine de politika yapıcıların yapay zekâ kaynaklı iş kayıplarına karşı sosyal güvenlik ağlarını güçlendirmesi ve yeni beceri programları geliştirmesi kritik önem taşıyor.