Yapay zekanın (YZ) işgücü piyasasını yok edeceği yönündeki korkular şimdilik ertelendi. Teknolojinin istihdam üzerindeki ilk etkileri, beklentilerin aksine olumlu sinyaller veriyor. YZ, birçok sektörde işleri otomatikleştirirken, aynı zamanda daha önce var olmayan yeni iş kolları yaratıyor. Ekonomistler ve teknoloji uzmanları, bu dönüşümün net istihdam kaybından çok, işlerin niteliğini değiştiren bir “yapıcı yıkım” süreci olduğunu belirtiyor.
Korkulan senaryo gerçekleşmedi: İşsizlik değil, dönüşüm
Son iki yılda YZ tabanlı araçların hızla yaygınlaşması, başta müşteri hizmetleri, veri girişi ve rutin ofis işleri olmak üzere birçok alanda otomasyonu artırdı. Ancak bu durum, kitlesel işsizliğe yol açmadı. Aksine, YZ sistemlerini geliştiren, eğiten ve denetleyen yeni meslek grupları ortaya çıktı. “Prompt mühendisliği”, “YZ etik uzmanlığı”, “veri etiketleyiciliği” gibi pozisyonlar hızla istihdam edilmeye başlandı. ABD ve Avrupa’da yapılan araştırmalar, YZ yatırımlarının yapıldığı bölgelerde toplam istihdamın azalmadığını, aksine teknolojiyle uyumlu işlerde artış olduğunu gösteriyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) gibi kuruluşların raporları, YZ’nin kısa vadede bazı meslekleri dönüştüreceğini, ancak net iş kaybının sınırlı kalacağını öngörüyor. WEF’in 2023 tarihli “Geleceğin İşleri” raporuna göre, 2027’ye kadar 69 milyon yeni iş yaratılırken 83 milyon işin ortadan kalkması bekleniyor; ancak bu dengelemede YZ’nin yarattığı yeni roller kilit önemde. Asıl mesele, çalışanların bu yeni rollere ne kadar hızlı uyum sağlayabileceği.
Yeni işler ve beceri açığı
YZ’nin yarattığı istihdam, genellikle yüksek beceri gerektiriyor. Veri bilimi, makine öğrenimi, YZ ürün yönetimi gibi alanlarda talep patlaması yaşanıyor. Aynı zamanda, YZ’yi destekleyen altyapı, güvenlik ve etik denetim gibi alanlarda da yeni iş fırsatları doğuyor. Ancak bu işler, geleneksel eğitim sistemlerinden geçen işgücü için erişilebilir değil. Şirketler, çalışanlarına YZ becerileri kazandırmak için yeniden eğitim programlarına yatırım yapıyor. Amazon, Google ve Microsoft gibi teknoloji devleri, milyonlarca kişiye ücretsiz YZ eğitimi sunma taahhüdü verdi.
Öte yandan, YZ’nin yarattığı işlerin coğrafi dağılımı eşitsiz. Gelişmiş ülkeler ve teknoloji merkezleri bu dönüşümden daha fazla pay alırken, gelişmekte olan ülkeler vasıfsız işgücünde yaşanabilecek kayıplarla karşı karşıya. Bu nedenle, hükümetlerin aktif işgücü politikaları ve dijital altyapı yatırımları kritik hale geliyor.
Küresel ekonomi ve jeopolitik yansımalar
YZ kaynaklı istihdam artışı, küresel ekonomide yeni bir rekabet alanı yaratıyor. ABD ve Çin, YZ yatırımlarında başı çekerken, Avrupa Birliği düzenleyici çerçevelerle denge arıyor. YZ’nin işgücü piyasası üzerindeki olumlu etkisi, teknolojiye adaptasyon hızına bağlı. Ülkeler arasındaki dijital uçurum, YZ’nin yarattığı fırsatlardan eşit yararlanmayı zorlaştırıyor. Bu durum, küresel gelir dağılımını da etkileyebilir. Önümüzdeki dönemde, YZ’ye yatırım yapan ülkelerin ekonomik büyümede öne geçmesi, yapmayanların ise vasıfsız işgücünde erime yaşaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, genç nüfusu ve hızla büyüyen teknoloji ekosistemiyle YZ dönüşümünden olumlu etkilenebilecek ülkeler arasında. Ancak vasıfsız işgücünün yoğun olduğu sektörlerde otomasyon riski yüksek. Türkiye’nin YZ eğitimi, dijital altyapı ve Ar-Ge yatırımlarını hızlandırması gerekiyor. Aksi halde, YZ’nin yarattığı nitelikli işlerde diğer ülkelere bağımlı hale gelebilir. Öte yandan, savunma sanayii ve oyun geliştirme gibi alanlarda YZ kullanımı, ihracat potansiyelini artırabilir. Doğru politikalar ile Türkiye, YZ’yi işsizlik değil, istihdam motoru haline getirebilir.