Uluslararası gayrimenkul danışmanlık şirketi CBRE'nin Perşembe günü yayımladığı rapora göre, şirketlerin yapay zeka kullanımını genişletmesiyle Asya-Pasifik bölgesinde yaşanacak ılımlı iş kayıpları, önümüzdeki birkaç yıl içinde ofis alanı talebindeki büyümeyi 5 puan azaltacak. Raporda, ofis işlerinin yüzde 3,9'unun yapay zeka nedeniyle risk altında olduğu belirtildi.
Raporun ayrıntıları ve arka plan
CBRE raporuna göre, yapay zekanın iş süreçlerine entegrasyonu, özellikle rutin ve tekrarlayan görevlerin otomasyonu yoluyla ofis çalışanlarının bir kısmının işini kaybetmesine yol açabilir. Bu durum, şirketlerin daha az ofis alanına ihtiyaç duymasına ve dolayısıyla ofis talebindeki artışın yavaşlamasına neden olacak. Raporda, Asya-Pasifik bölgesinde ofis işlerinin yüzde 3,9'unun yapay zeka teknolojileri tarafından yerine getirilebilecek görevlerden oluştuğu vurgulanıyor. Bu oran, bölge genelinde ofis talebini doğrudan etkileyecek boyutta.
CBRE analistleri, yapay zekanın işgücü piyasası üzerindeki etkisinin sektörden sektöre ve ülkeden ülkeye farklılık göstereceğini belirtiyor. Özellikle finans, sigorta, hukuk ve müşteri hizmetleri gibi yoğun ofis çalışanı istihdam eden sektörlerde otomasyonun daha hızlı ilerlemesi bekleniyor. Ancak rapor, yapay zekanın aynı zamanda yeni iş kolları yaratabileceğini ve ofis alanı talebini kısmen dengeleyebileceğini de not ediyor. Yine de net etkinin, ofis talebindeki büyümeyi sınırlayıcı yönde olacağı öngörülüyor.
Raporun bulguları, Kovid-19 salgını sonrasında uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşmasıyla zaten baskı altında olan ofis gayrimenkul piyasası için yeni bir belirsizlik kaynağı oluşturuyor. Asya-Pasifik bölgesinde ofis boşluk oranları halihazırda bazı metropollerde yüksek seyrediyor. Yapay zeka kaynaklı iş kayıpları, bu boşluk oranlarını daha da artırabilir ve kira artışlarını sınırlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Asya-Pasifik, dünya genelinde ofis gayrimenkul piyasasının en dinamik bölgelerinden biri. Çin, Hindistan, Japonya, Singapur ve Avustralya gibi ülkelerde büyük ofis stokları bulunuyor. Yapay zeka yatırımları da bu bölgede hızla artıyor. Çin ve ABD arasındaki teknoloji rekabeti, yapay zeka benimsemesini hızlandırırken, şirketler maliyet verimliliği için otomasyona yöneliyor. CBRE'nin raporu, bu eğilimin gayrimenkul sektörüne yansımasını somutlaştırıyor.
Küresel ölçekte benzer raporlar, yapay zekanın ofis talebi üzerindeki etkisinin gelişmiş ekonomilerde daha belirgin olacağını gösteriyor. Asya-Pasifik'te ise imalat ve hizmet sektörlerindeki farklılaşma nedeniyle etkinin ülkeden ülkeye değişmesi bekleniyor. Örneğin, imalat ağırlıklı ekonomilerde ofis talebi daha az etkilenebilirken, finans ve teknoloji merkezlerinde daha belirgin bir yavaşlama görülebilir.
CBRE raporu, yapay zekanın işgücü piyasası ve gayrimenkul üzerindeki etkilerine ilişkin artan sayıda çalışmadan biri. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kurumlar da yapay zekanın istihdam üzerindeki olası etkilerini değerlendiriyor. Ancak bu etkilerin ne hızda ve ne ölçüde gerçekleşeceği konusunda belirsizlik sürüyor. CBRE'nin öngörüsü, ılımlı bir senaryoya dayanıyor ve aşırı iyimser veya kötümser varsayımlardan kaçınıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya-Pasifik kadar doğrudan etkilenmese de küresel yapay zeka dalgasından kaçınamaz. Türkiye'de ofis piyasası, özellikle İstanbul ve Ankara'da, son yıllarda hibrit çalışma ve ekonomik dalgalanmalarla şekilleniyor. Yapay zekanın hizmet sektöründe yaygınlaşması, orta vadede ofis talebini sınırlayabilir. Ayrıca Türkiye'nin genç nüfusu ve dijitalleşme hızı, yapay zeka kaynaklı iş dönüşümünü yakından takip etmeyi gerektiriyor. Küresel tedarik zincirlerinde Asya-Pasifik'in rolü düşünüldüğünde, bölgedeki ofis talebindeki yavaşlama, Türk gayrimenkul yatırımcıları için de sinyal niteliğinde. Yine de Türkiye'nin kendi iç dinamikleri ve jeopolitik konumu, doğrudan bir etkiyi sınırlıyor.