Yapay zeka (AI) yatırımlarını finanse etmek için girişilen borçlanma yarışı, 10 trilyon doları aşan ABD şirket tahvil piyasasındaki yatırımcıları tedirgin ediyor. Teknoloji devlerine yönelik risklerin yeniden fiyatlanması, kredi sigortası primlerinin yükselmesi, volatilitenin artması ve tahvil getirilerindeki zayıflama olarak kendini gösteriyor. Piyasa oyuncuları, AI’ya yönelik aşırı iyimserliğin borç yükünü artırdığını ve bunun sistemik risklere kapı aralayabileceğini konuşuyor.
AI Borçlanma Çılgınlığının Arka Planı
Son iki yılda Microsoft, Alphabet, Amazon, Meta ve Apple gibi teknoloji devleri, yapay zeka altyapısına yönelik yatırımlarını hızla artırdı. Bu şirketler, veri merkezleri, GPU çipleri ve bulut kapasitesi için milyarlarca dolarlık harcama yaparken, bir yandan da düşük faizli dönemlerde ihraç ettikleri tahvillerle borçlanmayı tercih etti. Ancak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz oranlarını yüksek tutması, borçlanma maliyetlerini artırdı. Şimdi yatırımcılar, bu şirketlerin bilançolarındaki borçluluğun sürdürülebilirliğini sorguluyor.
Kredi temerrüt takasları (CDS) primleri, özellikle AI yatırımlarına ağırlık veren teknoloji firmaları için son aylarda belirgin şekilde yükseldi. Örneğin, bazı büyük teknoloji şirketlerinin 5 yıllık CDS primleri, 2023 başına göre iki katına çıktı. Bu, piyasanın söz konusu şirketlerin borçlarını geri ödeme kabiliyetine ilişkin algısının bozulduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, teknoloji tahvillerinin getirileri, ABD Hazine tahvillerine kıyasla artan bir risk primi içeriyor.
Volatilite göstergeleri de bu endişeyi doğruluyor. Nasdaq ve S&P 500 teknoloji endekslerindeki dalgalanmalar arttı; opsiyon piyasalarında teknoloji hisselerine yönelik korunma maliyetleri yükseldi. Yatırımcılar, AI’nın getiri vaadinin borç yükünü karşılayıp karşılamayacağını sorguluyor.
Küresel Piyasalara Yayılma Riski
ABD şirket tahvil piyasası, dünya genelinde en büyük ve en likit piyasalardan biri. Buradaki bir fiyatlama bozulması, küresel finansal koşulları da etkiliyor. Avrupa ve Asya’daki teknoloji şirketleri de benzer borçlanma stratejileri izlediği için, risk iştahındaki azalma küresel teknoloji hisselerini baskılayabilir. Özellikle, AI çipleri üreten TSMC ve Samsung gibi Asyalı devler, ABD’li müşterilerinin yatırım harcamalarındaki olası bir yavaşlamadan olumsuz etkilenebilir.
Öte yandan, Fed’in faiz indirim döngüsüne ne zaman başlayacağı belirsizliğini koruyor. Yüksek faiz ortamı uzadıkça, borçlu şirketlerin refinansman maliyetleri artacak ve kârlılık baskılanacak. Bu da AI yatırımlarının getirisinin gecikmesi anlamına geliyor. Piyasalar, teknoloji şirketlerinin borç yükünü azaltmak için ya sermaye artırımına gitmesini ya da yatırımları yavaşlatmasını bekliyor.
Uzmanlar, AI’nın uzun vadede verimlilik artışı sağlayacağını ancak kısa vadede borçlanma kaynaklı kırılganlıkların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Kredi derecelendirme kuruluşları da teknoloji sektörünün borçluluk oranlarını yakından izliyor. Moody’s ve S&P, bazı teknoloji devlerinin not görünümünü durağandan negatife çevirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel teknoloji devlerinin borçluluk sorunu, Türkiye’nin teknoloji ithalatı ve dış finansman koşulları üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarında dışa bağımlı; küresel risk iştahındaki daralma, bu alandaki yatırım maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, ABD tahvil faizlerindeki olası yükseliş, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını azaltarak TL üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye’nin kendi AI ekosistemini güçlendirmesi ve borçlanma yerine öz sermaye finansmanına yönelmesi, dış şoklara karşı direncini artıracaktır.