Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Genel Müdürü Willie Walsh, küresel havacılık sektörünün rekor düzeydeki yakıt maliyetleri nedeniyle ciddi bir yeniden yapılanma sürecine girdiğini ve bu yıl birçok havayolu şirketinin iflas edeceğini ya da birleşmek zorunda kalacağını açıkladı. Singapur'da düzenlenen bir havacılık zirvesinde konuşan Walsh, "Yakıt fiyatları tarihin en yüksek seviyelerinde seyrediyor ve bu durum, özellikle düşük marjla çalışan taşıyıcılar için sürdürülemez hale geldi. Şirketler karlılıklarını korumak için kârlı olmayan rotaları iptal edecek, ancak bilet fiyatlarındaki artış ise önümüzdeki dönemde gerilemeyecek" dedi.
Gelişmenin Arka Planı: İran Savaşı ve Yakıt Fiyatları
Willie Walsh'un uyarıları, İran'da devam eden savaşın küresel petrol piyasalarında yarattığı arz kesintileriyle aynı döneme denk geliyor. İran'ın petrol ihracatının savaş nedeniyle neredeyse durma noktasına gelmesi, Brent petrolün varil fiyatını 150 doların üzerine taşıdı. Walsh, "Savaşın başlamasından bu yana jet yakıtı fiyatları yüzde 60'tan fazla arttı. Bu maliyet artışı, operasyonel verimlilikle telafi edilemeyecek boyutlara ulaştı" diye konuştu. Özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki düşük maliyetli taşıyıcılar, bu artıştan en çok etkilenenler arasında yer alıyor. Walsh, geçtiğimiz yıl birçok havayolunun bu yükü kaldıramayarak piyasadan çekildiğini hatırlatarak, önümüzdeki 18 ay içinde sektörde bir konsolidasyon dalgası beklediğini söyledi. IATA verilerine göre, 2024 yılı küresel havacılık sektörü net kârının 25,7 milyar dolar olması beklenirken, bu rakamın yüzde 40'ının yakıt maliyetlerine gideceği tahmin ediliyor.
Walsh, karlılığı artırmak için şirketlerin sadece rotaları değil, aynı zamanda filo yatırımlarını da yeniden değerlendireceğini belirtti. "Eski ve yakıt tüketimi yüksek uçaklar hizmet dışı bırakılacak, yerlerine daha verimli modeller alınacak. Ancak bu dönüşüm maliyetli ve zaman alıcı olacak" ifadelerini kullandı. Ayrıca, bazı havayollarının mevcut krizde ayakta kalabilmek için devlet yardımına başvurabileceğini, ancak hükümetlerin de bütçe kısıtları nedeniyle sınırlı destek sağlayabileceğini sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bilet Fiyatları ve Yolcu Talebi
Yakıt maliyetlerindeki artış, havayolu şirketlerinin doğrudan operasyonel giderlerini etkilerken, bu durum kaçınılmaz olarak yolculara yansıyor. Walsh, savaş öncesine kıyasla ortalama bilet fiyatlarının yüzde 30-40 oranında arttığını belirterek, bu trendin kısa vadede tersine dönmesini beklemediğini ifade etti. "Talep hala güçlü, özellikle iş seyahatleri ve Asya'da büyüyen orta sınıfın tatil talebi sayesinde. Ancak fiyatlar bu seviyede kalırsa, talepte bir yavaşlama görebiliriz" dedi. Avrupa ve Kuzey Amerika'da ise bazı havayolları, rotalarını daha karlı bölgelere kaydırarak maliyetleri dengelemeye çalışıyor. Örneğin, Transatlantik rotaları yoğun talep sayesinde karlılığını korurken, Asya içi kısa mesafeli rotalar marjinal karlılık nedeniyle risk altında.
Küresel ölçekte, bu krizin en büyük mağdurlarından biri de gelişmekte olan ülkelerin havayolları olacak. Walsh, "Gelişmiş ülkelerdeki taşıyıcılar daha güçlü bilançolara ve devlet desteğine sahipken, Afrika, Latin Amerika ve Güney Asya'daki şirketler bu fırtınayı atlatmakta zorlanacak" diye konuştu. Ayrıca, IATA'nın son raporuna göre, küresel havacılık karbon emisyonları geçen yıla göre yüzde 5 arttı; ancak Walsh, çevresel kaygıların bu dönemde ikinci planda kaldığını, sektörün önceliğinin hayatta kalmak olduğunu söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türk havacılık sektörü için doğrudan bir uyarı niteliği taşıyor. Türk Hava Yolları (THY) gibi büyük taşıyıcılar, geniş rota ağı ve güçlü finansal yapısıyla krize karşı nispeten dirençli olsa da, özellikle düşük maliyetli taşıyıcılar (Pegasus, Anadolu Jet) yakıt maliyetlerindeki artıştan ciddi şekilde etkileniyor. Ayrıca, İran savaşı nedeniyle Türkiye'nin enerji maliyetleri de artarken, havayolu şirketlerinin bilet fiyatlarındaki yükseliş, turizm gelirlerini ve dış ticaret lojistiğini olumsuz etkileyebilir. Bölgesel olarak Türkiye, Orta Doğu ve Asya arasında bir transit merkez olarak konumunu korumakta; ancak kriz, bu koridorlardaki trafiğin azalmasına yol açarsa THY'nin İstanbul merkezli aktarma modeli de risk altına girebilir.