Yabancı yatırımcılar, siyasi çalkantılar ve İran’daki savaşın yarattığı belirsizlik ortamında, Türk şirketlerinin hızlı satışa çıkarılan hisselerine büyük ilgi gösteriyor. Özellikle düşük değerlemelerden faydalanmak isteyen fonlar, son haftalarda Borsa İstanbul’da işlem gören bir dizi şirketin blok satışlarında aktif rol aldı. Bu gelişme, Türkiye’nin jeopolitik risklerine rağmen piyasalarda hâlâ cazip fırsatlar bulunduğuna işaret ediyor.
Hızlı satışlar ve değerleme fırsatları
Söz konusu işlemler, genellikle “hızlı takas” (fast-track) olarak adlandırılan ve birkaç gün içinde tamamlanan blok hisse satışlarından oluşuyor. Bu yöntem, büyük hissedarların ellerindeki payları piyasa fiyatına göre belirli bir iskonto ile kurumsal yatırımcılara satmasını sağlıyor. Son dönemde enerji, bankacılık ve perakende sektörlerindeki Türk şirketlerinin bu tür satışlara konu olduğu görülüyor.
Yabancı fonların ilgisi, Türk hisselerinin bölgesel emsallerine kıyasla oldukça düşük fiyat/kazanç oranlarıyla işlem görmesinden kaynaklanıyor. Örneğin, BIST 100 endeksinin 2025 yılı beklenen kârlarına göre fiyat/kazanç oranı 7’nin altında seyrederken, gelişmekte olan piyasalar ortalaması 12’nin üzerinde bulunuyor. Bu durum, değer odaklı yatırımcılar için cazip bir giriş noktası oluşturuyor.
Bölgesel riskler ve küresel yansımalar
Yatırımcıların bu iştahı, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu iç siyasi gerginlikler ve İran savaşının olası ekonomik yansımalarına rağmen gerçekleşiyor. Özellikle komşu ülkelerdeki çatışmaların enerji fiyatlarını yukarı çekmesi ve ticaret yollarını tehdit etmesi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ekonomi için risk oluşturuyor. Buna karşın, yabancı fonlar bu riskleri fiyatlamış durumda ve düşük değerlemelerin uzun vadede getiri potansiyelini önemsiyor.
Küresel ölçekte ise, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girmesi, gelişmekte olan piyasalara yönelik ilgiyi artırmış durumda. Türkiye’nin yüksek reel faizleri de özellikle carry trade işlemleri için cazip bir ortam sunuyor. Bu faktörlerin birleşimi, Türk hisselerine yönelik yabancı talebinin önümüzdeki aylarda da devam edebileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi için olumlu bir sinyal olsa da dikkatle yorumlanmalıdır. Yabancı yatırımcıların hızlı satışlara yönelmesi, kısa vadeli spekülatif sermaye girişine işaret ediyor olabilir. Bu tür akımlar, siyasi veya jeopolitik bir kriz anında tersine dönebilir ve piyasalarda oynaklığı artırabilir. Öte yandan, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, yabancı yatırımcıların ilgisi cari açığın finansmanına katkı sağlayabilir. Ancak kalıcı bir ekonomik istikrar için, yapısal reformların ve güven veren politikaların sürdürülmesi kritik önem taşımaktadır. Bölgesel barış ortamının korunamaması durumunda, bu yatırım akışının kesilme riski bulunmaktadır.