Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in bu hafta Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmesi beklenirken, iki ülke arasındaki karşılıklı ticaret ve teknoloji kısıtlamaları yeniden gündemin merkezine yerleşti. Geçici rahatlamalara rağmen sürekli tırmanan bu gerilim, küresel ekonomiyi ve teknoloji tedarik zincirlerini derinden etkiliyor.
Gelişmenin arka planı: bir yıllık tırmanma
Son bir yıl içinde teknoloji firmaları, ABD'nin Çinli şirketlere yönelik ihracat kontrolleri ve yaptırımları ile Çin'in misilleme niteliğindeki düzenlemeleri arasında sıkıştı. Washington, özellikle yarı iletken, yapay zeka ve 5G gibi kritik sektörlerde Çin'in teknolojik ilerlemesini yavaşlatmak için bir dizi kısıtlama getirdi. Çin ise nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlayarak ve kendi teknoloji devlerine yönelik baskılara karşılık vererek yanıt verdi.
ABD Ticaret Bakanlığı, Huawei ve SMIC gibi şirketleri kara listeye alırken, Çin de veri güvenliği ve siber güvenlik yasalarıyla ABD'li teknoloji firmalarının faaliyetlerini zorlaştırdı. Bu karşılıklı adımlar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkiledi ve birçok küresel şirketi tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmaya zorladı.
Zirve öncesinde her iki taraf da bazı tavizler vererek gerilimi düşürme sinyali verdi. ABD, bazı Çinli şirketlere yönelik yaptırımları geçici olarak askıya alırken, Çin de Amerikan tarım ürünlerine yönelik ek gümrük vergilerini kaldırdı. Ancak bu adımlar, yapısal sorunları çözmekten uzak ve daha çok müzakere masasında elini güçlendirmeye yönelik taktiksel hamleler olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor
ABD-Çin arasındaki teknoloji savaşı, sadece iki ülkeyi değil, küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Tayvan, Güney Kore, Japonya ve Hollanda gibi yarı iletken üretiminde kritik role sahip ülkeler, bu gerilimden doğrudan etkileniyor. Örneğin, Hollanda merkezli ASML, Çin'e gelişmiş litografi makineleri satışında ABD baskısıyla kısıtlamalara gitmek zorunda kaldı.
Çin, kendi teknolojik bağımsızlığını artırmak için büyük yatırımlar yapıyor. 'Çin Yapımı 2025' planı kapsamında yarı iletken, yapay zeka ve elektrikli araçlar gibi alanlarda yerli üretimi teşvik ediyor. Ancak ABD'nin ihracat kontrolleri, Çin'in bu hedeflere ulaşmasını zorlaştırıyor. Buna karşın Çin, Kuşak ve Yol Girişimi ve BRICS gibi platformlar üzerinden alternatif tedarik zincirleri kurmaya çalışıyor.
Küresel ticaret kuralları da bu mücadeleden nasibini alıyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), ABD ve Çin arasındaki anlaşmazlıklarda etkisiz kalırken, iki ülke arasındaki anlaşmazlıklar ikili müzakerelerle çözülmeye çalışılıyor. Bu durum, çok taraflı ticaret sisteminin erozyona uğradığı yönündeki endişeleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin arasındaki ticaret ve teknoloji savaşında denge politikası izlemeye çalışıyor. Bir yandan NATO üyesi olarak ABD ile stratejik ortaklığını sürdürürken, diğer yandan Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini derinleştiriyor. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi'ne verdiği destekle Çin ile işbirliğini güçlendirirken, aynı zamanda ABD'nin bazı teknoloji kısıtlamalarına uyum sağlamak zorunda kalıyor. Özellikle savunma sanayii alanında ABD'nin CAATSA yaptırımları ve S-400 krizi, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırıyor. Türk iş dünyası, küresel tedarik zincirlerindeki kaymalardan fırsatlar yaratmaya çalışsa da, artan belirsizlik yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. Uzun vadede Türkiye, teknoloji üretiminde kendi bağımsızlığını artırmak için yerli ve millî teknoloji hamlelerine hız vermesi gerekiyor.