Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, çarşamba gününden cuma gününe kadar Amerika Birleşik Devletleri'ne resmi devlet ziyareti gerçekleştirecek. Pekin yönetiminin Dışişleri Bakanlığı tarafından doğrulanan ziyaret, Xi'nin 2015'ten bu yana ABD'ye yapacağı ilk devlet ziyareti olma özelliği taşıyor. Ziyaret aynı zamanda Xi'nin bu yıl içinde ABD Başkanı Donald Trump ile ikinci kez yüz yüze görüşmesi anlamına geliyor.
Ziyaretin arka planı ve zamanlaması
Xi Jinping'in ABD ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda dalgalı bir seyir izlediği bir döneme denk geliyor. Ticaret savaşları, teknoloji rekabeti ve Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler, Washington ile Pekin arasındaki ilişkileri zaman zaman gerginleştirmişti. Ancak son aylarda iki taraf arasında diyalog kanallarının yeniden açıldığı ve üst düzey görüşmelerin arttığı gözlemleniyor.
Xi'nin 2015'teki ziyareti sırasında dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmeler, iklim değişikliği ve ekonomik işbirliği konularında önemli adımların atılmasına zemin hazırlamıştı. Bu kez ise gündemde daha çok ticaret, teknoloji transferi, Kuzey Kore'nin nükleer programı ve bölgesel güvenlik konularının olması bekleniyor. Xi'nin ziyareti, aynı zamanda Çin'in küresel sahnedeki etkisini pekiştirme ve ABD ile rekabet halinde olduğu alanlarda diyalog kapısını açık tutma çabası olarak yorumlanıyor.
Ziyaretin duyurulması, iki ülke arasındaki ticari müzakerelerin yeniden başladığı bir döneme denk gelmesi açısından da dikkat çekici. ABD ve Çin, geçtiğimiz aylarda karşılıklı olarak uygulanan gümrük tarifelerinde kısmi indirime gitmiş ve yeni bir ticaret anlaşmasının temellerini atmaya çalışmıştı. Xi'nin ziyareti sırasında bu müzakerelerin ilerletilmesi ve olası bir anlaşmanın duyurulması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Xi Jinping'in ABD ziyareti, sadece ikili ilişkiler açısından değil, küresel dengeler açısından da büyük önem taşıyor. Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkiler, küresel ticaret, yatırım ve güvenlik mimarisini doğrudan etkiliyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde yaşanan gelişmeler, Tayvan meselesi, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik tartışmaları ve Kuzey Kore'nin nükleer programı, iki liderin masasında olacak kritik başlıklar arasında.
Öte yandan, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları ve Huawei gibi Çinli teknoloji devlerine uygulanan kısıtlamalar, iki ülke arasındaki gerilimin önemli bir boyutunu oluşturuyor. Xi'nin ziyareti sırasında bu konuların da ele alınması ve belki de bazı yaptırımların hafifletilmesi yönünde adımlar atılması ihtimali bulunuyor. Ancak uzmanlar, iki ülke arasındaki yapısal rekabetin kısa vadede ortadan kalkmasının zor olduğunu belirtiyor.
Ziyaret, aynı zamanda Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin ABD tarafından nasıl karşılanacağı ve ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinin Çin tarafından nasıl değerlendirileceği açısından da ipuçları verebilir. İki liderin, küresel iklim değişikliğiyle mücadele, pandemi sonrası ekonomik toparlanma ve uluslararası kurumların reformu gibi konularda da görüş alışverişinde bulunması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile Çin arasındaki bu üst düzey görüşmeyi yakından takip ediyor. Ankara, hem NATO müttefiki ABD hem de ekonomik ve ticari ilişkilerini derinleştirdiği Çin ile dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Xi-Trump görüşmesinde ticaret savaşlarının sona ermesi veya yeni bir ticaret anlaşmasına varılması, küresel piyasaları ve Türkiye'nin ihracatını olumlu etkileyebilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki teknoloji rekabetinin sonucu, Türkiye'nin 5G ve savunma sanayii gibi alanlardaki tercihlerini de etkileyebilir. Ziyaretin, Türkiye'nin bölgesel konularda (Suriye, Doğu Akdeniz, Karadeniz) pozisyonunu doğrudan etkilemesi beklenmezken, küresel güç dengelerindeki olası yumuşama, Türk dış politikasına da yansıyabilir.