Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından yayımlanan son Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu'na göre, dünya genelinde kadınlar ve erkekler arasındaki eşitlik uçurumunun kapanması 120 yıl sürecek. WEF Yönetici Direktörü Saadia Zahidi, raporun ardından Bloomberg Television'a verdiği demeçte, mevcut ilerleme hızıyla tam eşitliğe ulaşmanın bir insan ömründen daha uzun bir süre alacağını belirtti.
Raporun Arka Planı ve Temel Bulgular
WEF'in yıllık olarak hazırladığı Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu, ekonomik katılım, eğitim, sağlık ve siyasi güçlenme olmak üzere dört ana alanda kadın-erkek eşitliğini ölçüyor. Bu yılki rapor, dünya genelinde cinsiyet eşitliği açığının yüzde 68 gibi düşük bir seviyede olduğunu ortaya koydu. Bu oran, mevcut koşullar altında tam eşitliğe ulaşmak için 120 yıl gerektiği anlamına geliyor. Zahidi, özellikle Kovid-19 salgını sırasında kadınların ekonomik olarak daha fazla etkilendiğini ve iş gücüne katılım oranlarının düştüğünü vurguladı. Raporda, salgının kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerinin, son on yılda elde edilen kazanımları tersine çevirdiği belirtiliyor. Özellikle düşük ücretli işlerde ve kayıt dışı sektörde çalışan kadınlar, salgın döneminde işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. Ayrıca, kadınların ev içi sorumluluklarındaki artış, iş hayatına katılımlarını daha da zorlaştırdı.
WEF raporu, bölgeler arasında büyük farklılıklar olduğunu gösteriyor. Kuzey Amerika ve Avrupa, cinsiyet eşitliğinde en ileri bölgeler olarak öne çıkarken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile Güney Asya, eşitliğe ulaşmada en geride kalan bölgeler arasında yer alıyor. Raporda, siyasi katılım alanındaki ilerlemenin özellikle yavaş olduğu, kadınların parlamentolarda ve hükümetlerde temsil oranının dünya genelinde yalnızca yüzde 26 olduğu belirtiliyor. Eğitim alanında ise önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, birçok ülkede kız çocuklarının okula erişimi hâlâ erkek çocuklarının gerisinde. Sağlık alanında ise, kadınların yaşam süreleri daha uzun olsa da, sağlık hizmetlerine erişimde ve sağlık sonuçlarında cinsiyet temelli eşitsizlikler devam ediyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
WEF raporu, cinsiyet eşitliğinin sadece bir sosyal adalet meselesi olmadığını, aynı zamanda ekonomik büyüme ve toplumsal refah için de kritik olduğunu vurguluyor. Kadınların iş gücüne tam katılımı sağlandığında küresel GSYİH'nın önemli ölçüde artacağı tahmin ediliyor. Ancak, mevcut politikalar ve yapısal engeller nedeniyle bu potansiyel kullanılamıyor. Zahidi, hükümetlere ve iş dünyasına çağrıda bulunarak, kadınların iş gücüne katılımını artıracak, ücret eşitsizliğini giderecek ve kadın liderliğini destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle çocuk bakımı ve yaşlı bakımı gibi alanlarda devlet destekli hizmetlerin yaygınlaştırılması, kadınların iş ve aile yaşamını dengelemesine yardımcı olabilir. Ayrıca, işe alım ve terfi süreçlerinde cinsiyet körü politikaların uygulanması, kadınların kariyer ilerlemesini destekleyebilir.
Rapor, salgın sonrası dönemde cinsiyet eşitliği için bir fırsat penceresi olduğunu ancak bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Kriz dönemlerinde kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması, toplumların daha dirençli olmasını sağlıyor. Örneğin, kadın liderlerin bulunduğu ülkelerin salgınla mücadelede daha başarılı olduğu yönünde bulgular var. Ancak, kadınların siyasi temsili hâlâ düşük seviyelerde. WEF, hükümetlere, şirketlere ve sivil topluma düşen görevlerin altını çiziyor: kadınların liderlik rollerine teşvik edilmesi, ücret şeffaflığı yasalarının çıkarılması, esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi.
Türkiye, WEF'in Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu'nda genellikle alt sıralarda yer alıyor. Son raporlarda Türkiye, 156 ülke arasında 130. sıralarda bulunuyor. Özellikle kadınların iş gücüne katılım oranı ve siyasi temsil konusunda Türkiye, dünya ortalamasının altında. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 34 civarında ve bu oran OECD ülkeleri arasında en düşüklerden biri. Siyasi alanda ise kadın milletvekili oranı yüzde 17 civarında. Eğitimde ise cinsiyet farkı büyük ölçüde kapanmış durumda, ancak yüksek öğrenimde kadınların oranı erkeklerden daha yüksek olsa da iş hayatına geçişte bu avantaj kayboluyor. WEF raporu, Türkiye'nin cinsiyet eşitliği konusunda daha fazla adım atması gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
WEF'in cinsiyet eşitliği raporu, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınması için önemli ipuçları sunuyor. Kadınların iş gücüne katılımının artırılması, Türkiye'nin potansiyel büyümesini destekleyecek ve demografik avantajını güçlendirecektir. Ancak, mevcut yapısal engeller ve toplumsal cinsiyet normları bu süreci yavaşlatıyor. Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve uluslararası kuruluşlardaki taahhütleri, cinsiyet eşitliği politikalarını iyileştirmesi yönünde baskı oluşturuyor. Ayrıca, kadın istihdamını artırmaya yönelik teşvikler ve çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, hem ekonomik büyümeyi hem de sosyal refahı olumlu etkileyecektir.