Fed Başkanı Kevin Warsh, para politikasında piyasa sinyallerine daha fazla kulak vereceğini açıklarken, Wall Street devi Morgan Stanley stratejistleri piyasaların bu kadar söz sahibi olmasının ileride pişmanlık yaratabileceği uyarısında bulundu. Warsh'ın bu çıkışı, enflasyonla mücadelede merkez bankalarının bağımsızlığına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Morgan Stanley'in baş ekonomisti Ellen Zentner, "Piyasaların kısa vadeli çıkarları ile ekonominin uzun vadeli sağlığı her zaman örtüşmez. Fed'in piyasa baskılarına boyun eğmesi, geçmişte enflasyonun kontrolden çıkmasına neden olmuştu" dedi.
Warsh'ın Yeni Yaklaşımı
Kevin Warsh, dün yaptığı konuşmada, "Artık sadece verilere değil, piyasaların bize ne söylediğine de odaklanmalıyız. Tahvil getirileri, döviz kurları ve hisse senedi fiyatları ekonominin nabzını tutar. Bu sinyalleri görmezden gelmek büyük bir hata olur" ifadelerini kullandı. Warsh, özellikle son dönemde tahvil piyasasında yaşanan oynaklığa dikkat çekerek, bu sinyallerin gelecekteki faiz kararlarında daha belirleyici olacağını ima etti. Ancak bu yaklaşım, piyasa oyuncularının merkez bankası politikalarını yönlendirmesine izin vermek olarak da yorumlanabilir.
Morgan Stanley'nin strateji raporunda, "Piyasalar kısa vadeli kazançlara odaklanırken, enflasyon ve işsizlik gibi temel göstergeler genellikle arka planda kalır. Eğer Fed, piyasa baskılarına duyarlı kararlar alırsa, uzun vadede enflasyon beklentileri çözülebilir ve bu da daha sert faiz artışlarını gerektirebilir" denildi. Raporda, 1970'lerdeki yüksek enflasyon döneminde merkez bankalarının piyasa taleplerine boyun eğmesinin yarattığı tahribat hatırlatıldı.
Piyasaların Gücü ve Riskler
Warsh'ın bu açıklamaları, küresel piyasalarda karışık tepkilere yol açtı. Bazı yatırımcılar, Fed'in daha 'piyasa dostu' bir politikaya yöneleceği umuduyla hisse senetlerinde alıma geçerken, tahvil faizleri dalgalandı. Ancak Morgan Stanley analistleri, bu eğilimin riskli olduğunu vurguladı. Zentner, "Fed'in piyasaları memnun etmeye çalışması, bağımsızlığını zedeler. Uzun vadede, piyasaların denetimsiz gücü ekonomik dengesizliklere yol açabilir" uyarısında bulundu.
Öte yandan, bazı ekonomistler Warsh'ın yaklaşımını savunarak, piyasa sinyallerinin merkez bankaları için önemli bir girdi olduğunu ancak tek başına belirleyici olmaması gerektiğini söylüyor. Harvard Üniversitesi'nden Prof. Kenneth Rogoff, "Piyasalar bir referans noktasıdır, ancak politika yapıcıların nihai kararları kendi modellerine ve verilere dayanmalıdır. Warsh'ın bu konuda bir denge kurması gerekiyor" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasa ekonomileri için iki yönlü bir anlam taşıyor. Bir yandan, Fed'in piyasa sinyallerine daha duyarlı olması, kısa vadede sermaye akımlarını artırabilir ve Türk lirası üzerindeki baskıyı azaltabilir. Ancak diğer yandan, Morgan Stanley'in uyarısına paralel olarak, Fed'in bu esnekliği uzun vadede enflasyonist beklentileri besleyebilir ve bu da gelişmekte olan ülkeleri daha sert faiz artışlarıyla karşı karşıya bırakabilir. Türkiye'nin, özellikle dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, Fed politikalarındaki bu değişime karşı kendi para politikasını ve makro ihtiyati önlemlerini güçlendirmesi kritik önem taşıyor. Merkez Bankası'nın bağımsız duruşunu koruması, piyasa baskılarına karşı uzun vadeli istikrar için elzem.