Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosu'ndaki müttefiklerinin kendi aralarında yaşadığı anlaşmazlıkları yönetmekte zorlanıyor. Geçen yıl Birliğin Durumu konuşmasının ardından von der Leyen'in müttefikleri arasında yaşanan sert tartışma, bu yıl da benzer bir gerilimin habercisi. Von der Leyen, hem merkez sağ Avrupa Halk Partisi (EPP) hem de merkez sol Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) ile Yeşiller gibi farklı siyasi grupların desteğini aynı anda korumaya çalışıyor. Ancak bu grupların göç, iklim politikası ve ekonomik yönetişim gibi konularda derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Von der Leyen, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ardından ikinci dönem için onay alırken, parlamento aritmetiği daha da karmaşık hale geldi. Aşırı sağ grupların güç kazanması, geleneksel merkez partilerin çoğunluk oluşturmasını zorlaştırıyor. Von der Leyen, EPP'nin yanı sıra S&D ve Renew Europe grubuna dayanıyor; ancak bazı oylamalarda Yeşiller ve sol grupların desteğine ihtiyaç duyuyor. Öte yandan EPP içindeki bazı milletvekilleri, aşırı sağcı Avrupa Muhafazakârlar ve Reformistler (ECR) grubuyla işbirliği yapılmasını savunuyor. Bu durum, von der Leyen'in her iki kanadı da memnun etmeye çalışırken sıkışmasına neden oluyor.
Geçen yıl eylül ayında yapılan Birliğin Durumu konuşması sonrası, von der Leyen'in konuşmasını protesto eden bazı milletvekilleri arasında sözlü atışma yaşanmıştı. O dönemde EPP üyeleri, von der Leyen'in göç konusundaki tutumunu yeterince sert bulmazken, S&D ve Yeşiller ise aşırı sağa verilen tavizlerden şikâyetçiydi. Bu yıl da benzer bir gerilim bekleniyor. Von der Leyen'in ekibi, konuşmada somut politika taahhütlerinden kaçınarak geniş bir uzlaşma mesajı vermeyi planlıyor. Ancak parlamento kulislerinde, özellikle iklim hedefleri ve göç anlaşmaları konusunda sert tartışmaların çıkması muhtemel.
Von der Leyen, AB'nin Ukrayna'ya desteği, savunma harcamalarının artırılması ve genişleme süreci gibi konularda birlik mesajı vermeye çalışsa da, kendi siyasi grubu içinde bile farklı sesler yükseliyor. Özellikle Macaristan ve Slovakya gibi ülkelerden gelen eleştiriler, AB'nin ortak pozisyonunu zayıflatıyor. Von der Leyen'in en büyük sınavı, hem parlamento içi dengeleri koruyup hem de üye ülkelerin farklı çıkarlarını uzlaştırmak olacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa Birliği'nin içindeki bu siyasi parçalanma, küresel arenada AB'nin etkinliğini de etkiliyor. ABD ve Çin ile yaşanan ticaret gerilimleri, Rusya'nın Ukrayna işgali ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık, AB'nin hızlı ve tutarlı karar almasını gerektiriyor. Ancak von der Leyen'in iç siyasi dengeleri gözetme zorunluluğu, AB'nin dış politikada tek ses olmasını engelleyebiliyor. Özellikle savunma sanayii, yeşil dönüşüm ve dijital düzenleme gibi alanlarda AB'nin attığı adımlar, iç çekişmeler nedeniyle yavaşlıyor.
Von der Leyen'in liderliği, AB'nin gelecekteki yönelimi açısından kritik. Eğer müttefikleri arasındaki dengeyi koruyamazsa, hem Komisyon Başkanı olarak otoritesi zayıflayabilir hem de AB'nin ortak politikaları sekteye uğrayabilir. Önümüzdeki aylarda yapılacak oylamalar, von der Leyen'in ne kadar etkili bir denge siyaseti yürütebildiğini gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB içindeki siyasi parçalanma, Türkiye-AB ilişkilerini de yakından ilgilendiriyor. Von der Leyen'in zayıflayan otoritesi, Türkiye ile yürütülen diyalog ve göç anlaşması gibi konularda AB'nin tutarlı bir politika izlemesini zorlaştırabilir. Öte yandan, AB'nin genişleme sürecinde Türkiye'ye yönelik tutum, parlamentodaki güç dengelerine bağlı olarak değişebilir. Türkiye, AB'nin iç çekişmelerinden fırsat çıkararak kendi stratejik özerkliğini güçlendirme yolunu seçebilir. Ayrıca, AB'nin savunma ve enerji politikalarındaki belirsizlik, Türkiye'nin bölgesel rolünü daha da önemli kılabilir.