Vietnam, ekonomik büyümesini hızlandırmak amacıyla Güney Kore'nin 'chaebol' devlerine benzer yerli holding şirketleri kurmaya hazırlanıyor. Hanoi yönetimi, uzun süredir ihracat ve yabancı yatırıma dayalı büyüme modelinin sınırlarına ulaştığını görerek, katma değeri yüksek yerli devlerin oluşturulmasını öncelikli hedef haline getirdi. Bu strateji, ülkenin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirirken, ekonomik bağımsızlığını da artırmayı amaçlıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Vietnam ekonomisi, son otuz yılda ortalama yüzde 6-7 civarında büyüyerek dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri oldu. Bu başarının arkasında, 1986'da başlatılan 'Doi Moi' (yenileme) reformları ve ardından gelen açık ticaret politikaları yatıyor. Ülke, özellikle tekstil, elektronik ve ayakkabı gibi sektörlerde küresel üretim merkezi haline geldi; Samsung, LG ve Intel gibi devler Vietnam'da büyük tesisler kurdu.
Ancak bu büyüme modelinin kırılganlıkları da ortaya çıktı. Yabancı yatırımcılara sağlanan vergi avantajları ve düşük işçilik maliyetleri, Vietnam'ı küresel ticaret savaşlarının ve arz zinciri aksaklıklarının etkilerine karşı savunmasız bıraktı. Ayrıca, yerli özel sektörün büyük ölçüde küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşması, ülkenin teknolojik sıçrama yapmasını engelliyor.
Hükümet, bu sorunlara çözüm olarak Kore tarzı 'chaebol' modelini örnek alan büyük yerli holdinglerin oluşturulmasını teşvik etmeye karar verdi. Bu holdingler; enerji, telekomünikasyon, finans ve teknoloji gibi stratejik sektörlerde faaliyet göstererek hem iç pazarda güçlenecek hem de uluslararası arenada rekabet edebilecekler. Amaç, Samsung ve Hyundai gibi şirketlerin Güney Kore ekonomisini dönüştürmesine benzer bir etkiyi Vietnam'da yaratmak.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Vietnam'ın bu stratejik hamlesi, yalnızca ülke ekonomisini değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri de etkileyecek. Güneydoğu Asya'da artan ticaret savaşları ve Çin'in yükselişi karşısında Vietnam, alternatif üretim merkezi olarak öne çıkıyor. Ancak yerli devlerin oluşturulması, ülkenin yabancı yatırıma olan bağımlılığını azaltarak, küresel sermaye akımlarına karşı daha dirençli bir ekonomi oluşturacaktır.
Bu model, bölgedeki diğer gelişmekte olan ekonomiler için de bir örnek teşkil edebilir. Endonezya, Filipinler ve hatta Hindistan, kendi yerli şampiyonlarını yaratma arayışında. Vietnam'ın deneyimi, devlet destekli büyük holdinglerin başarılı olabilmesi için gerekli koşulları ortaya koyacak: yönetişim kalitesi, rekabet politikaları ve özel sektörle iş birliği.
Ancak bu stratejinin riskleri de yok değil. Kore'deki chaebol sistemi, aşırı borçlanma, yolsuzluk ve küçük işletmelerin ezilmesi gibi sorunlarla eleştirilmişti. Vietnam'ın bu tuzaklara düşmemek için güçlü düzenleyici çerçeveler ve şeffaf yönetim mekanizmaları kurması gerekiyor. Aksi takdirde, ekonomi belli grupların tekeline geçebilir ve geniş tabanlı kalkınma hedefinden sapabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ekonomisi de benzer bir dönüşüm mücadelesi veriyor. Yerli otomobil üretimi, savunma sanayii ve teknoloji alanlarındaki atılımlar, Ankara'nın katma değerli üretimi artırma çabasının bir parçası. Vietnam'ın chaebol modeline yönelmesi, Türkiye için hem bir örnek hem de bir uyarı niteliği taşıyor. Başarılı olursa, Türkiye'deki holdinglerin küresel ölçekte rekabet gücünü artırma politikalarına ilham verebilir. Ancak başarısız olursa, devlet destekli büyük şirketlerin yaratabileceği risklere ilişkin önemli dersler içeriyor. Ayrıca, iki ülke de Asya-Pasifik ve Avrupa arasında üretim merkezi olma konusunda rekabet ediyor; bu alandaki gelişmeler, tedarik zincirlerinin geleceğini şekillendirebilir.