Venezuela’nın başkenti Karakas, son günlerde meydana gelen depremlerle sarsılırken, kentin altyapı yetersizliği ve bakımsızlık nedeniyle felaketin boyutlarının arttığı bildiriliyor. Uzmanlar, yıllardır süregelen fon yetersizliği ve politik ihmalin, Karakas’ı depremler karşısında son derece kırılgan hale getirdiğini vurguluyor. Depremlerde ilk belirlemelere göre en az 10 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce bina hasar gördü. Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini ve can kaybının artabileceğini ifade ediyor.
Altyapı yetersizliği ve ihmal
Karakas, jeolojik olarak aktif bir bölgede yer almasına rağmen, bina yönetmeliklerinin denetimsizliği ve plansız kentleşme ciddi bir risk oluşturuyor. 1999 yılındaki büyük sel felaketinden bu yana afet yönetimi konusunda adımlar atılmaya çalışılsa da, ekonomik kriz ve siyasi kutuplaşma nedeniyle bu çabalar büyük ölçüde akim kaldı. Hastanelerin depreme dayanıklı olmaması, itfaiye ve arama kurtarma ekipmanlarının eski ve yetersiz olması, müdahaleyi geciktiriyor. Elektrik ve su şebekelerindeki kırılganlık ise deprem sonrası ikincil felaketlere yol açabiliyor. Başkentteki birçok yapı, 1960’lardan kalma ve güncel deprem yönetmeliklerine uygun değil.
Ülkenin petrol gelirlerine bağımlı ekonomisi, 2014’ten beri düşen petrol fiyatları ve ABD yaptırımlarıyla daralmış durumda. Bu durum, belediyelerin altyapı yatırımlarını ve bakım harcamalarını kısmasına neden oldu. Halkın büyük bir kısmı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, deprem hazırlığı lüks haline geldi. Uzmanlar, Karakas’ın olası bir büyük depreme hazır olmadığını yıllardır uyarıyordu. Bugünkü sarsıntılar, bu uyarıların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Depremler, sadece Venezuela’yı değil, bölgesel dengeleri de etkiliyor. Kolombiya ve Brezilya gibi komşu ülkeler, yardım teklifinde bulunurken, uluslararası toplumun Venezuela’ya yönelik insani yardım çağrıları yeniden gündeme geldi. Birleşmiş Milletler, afet sonrası koordinasyon için ekiplerini hazır bulunduruyor. Ancak, Venezuela hükümetinin uluslararası yardımı kabul etme konusundaki isteksizliği, geçmişte de tartışma konusu olmuştu. Bu durum, siyasi krizin afet yardımını gölgelemesine neden oluyor.
Bölgesel olarak, Karayipler ve And Dağları kuşağı deprem riski altında. Venezuela’daki bu son olay, komşu ülkeleri de kendi afet hazırlıklarını gözden geçirmeye itiyor. Latin Amerika’da son yıllarda yaşanan depremler (Meksika, Peru, Şili) bölgesel işbirliğinin önemini ortaya koyuyor. Ancak Venezuela’nın mevcut siyasi izolasyonu, bu işbirliğinin önünde bir engel. Küresel enerji piyasaları açısından, Venezuela’nın petrol üretim tesislerinde hasar olup olmadığı henüz netlik kazanmadı; ancak kısa vadeli bir arz kesintisi beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Venezuela ile dostane ilişkiler sürdürmekte ve özellikle insani yardım ve ticaret alanlarında işbirliği yapmaktadır. Deprem felaketi, Türkiye’nin afet yönetimi konusundaki deneyimini Venezuela’ya aktarma fırsatı sunabilir. AFAD ve Kızılay gibi kurumların bölgeye yardım göndermesi, iki ülke arasındaki bağları güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin inşaat ve altyapı firmaları, Venezuela’nın yeniden yapılanma sürecinde potansiyel iş fırsatları bulabilir. Bununla birlikte, Venezuela’daki siyasi belirsizlik ve yaptırım riskleri dikkate alınmalıdır.