Venezuela’nın kuzey kıyısındaki La Guaira kenti, 28 Haziran’da iki ayrı depremle sarsıldı. İlk deprem yerel saatle 13.45’te, ikincisi ise 17.20’de meydana geldi. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) verilerine göre ilk depremin büyüklüğü 5.6, ikincisinin ise 5.2 olarak ölçüldü. Depremlerin merkez üssü Karayip Denizi’ndeki La Guaira açıklarıydı ve sarsıntılar başkent Caracas’ta da hissedildi. Yerel kaynaklar, en az 15 kişinin hayatını kaybettiğini, 200’den fazla kişinin yaralandığını bildirdi. Can kayıplarının çoğu, eski ve deprem yönetmeliklerine uygun olmayan binaların çökmesi sonucu meydana geldi.
Keyfi ve şiddetli sarsıntılar
Depremi bizzat yaşayanlardan biri olan gazeteci Carlos Mendez, olay anını şöyle anlattı: “Yatağımda Brezilya maçını düşünüyordum, kiminle oynadıklarını bile hatırlamıyorum. Birden yatağın iskeleti mekanik bir boğa gibi sallanmaya başladı.” Mendez’in bu ifadesi, depremin ne kadar ani ve şiddetli olduğunu gözler önüne seriyor. Yetkililer, depremlerin ardından bölgede artçı sarsıntıların devam ettiğini ve halkın dikkatli olması gerektiğini duyurdu. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Tüm imkânlarımızı seferber ettik. Önceliğimiz enkaz altında kalanları kurtarmak” ifadelerini kullandı.
Depremlerin yol açtığı hasar, ülkenin zaten kırılgan olan altyapısını bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, Venezuela’nın deprem kuşağında yer aldığını ancak yıllardır süren ekonomik kriz nedeniyle binaların depreme dayanıklı hale getirilmediğini vurguluyor. Özellikle La Guaira ve çevresindeki yoksul mahallelerde, kaçak ve denetimsiz inşaatların sayısı oldukça fazla. Bu durum, depremin etkisini katlayarak artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Venezuela, Karayip levhası ile Güney Amerika levhasının çarpışma noktasında yer alıyor ve bu nedenle sık sık depremlerle sarsılıyor. 1999’da meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki deprem, 30 bin kişinin ölümüne yol açmıştı. Uzmanlar, bu kez daha küçük ölçekli bir deprem yaşandığını ancak hasarın büyük olduğunu belirtiyor. Bölge ülkeleri, Venezuela’ya yardım teklifinde bulundu. Kolombiya, Brezilya ve Meksika, arama kurtarma ekipleri ve insani yardım göndereceklerini açıkladı. Ancak Venezuela’nın uluslararası yardım kabul etme konusundaki isteksizliği, geçmişte olduğu gibi bu kez de engel teşkil edebilir.
Uluslararası toplum, Venezuela’nın içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizin, afet yönetimini zorlaştırdığını belirtiyor. Ülkede sık sık elektrik kesintileri, su ve yakıt sıkıntısı yaşanıyor. Bu temel sorunlar deprem sonrası daha da derinleşebilir. Birleşmiş Milletler, Venezuela’nın acil durum çağrısı yapması halinde yardıma hazır olduğunu duyurdu. Ancak Maduro yönetimi, henüz resmî bir yardım çağrısında bulunmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela’daki deprem, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye de benzer bir kırılgan yapıya sahip ve 2023 Kahramanmaraş depremleri, afet yönetimindeki eksiklikleri gözler önüne sermişti. Venezuela’daki durum, uluslararası dayanışmanın önemini vurgularken, Türkiye’nin afet diplomasisini harekete geçirme potansiyeline işaret ediyor. Türkiye, AFAD ve Kızılay aracılığıyla yurt dışına yardım tecrübesine sahip. Bu tür durumlarda Venezuela’ya insani yardım ve arama kurtarma desteği sağlaması, hem iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirebilir hem de Türkiye’nin bölgesel bir aktör olarak etkinliğini artırabilir. Ancak Venezuela’nın iç siyasi dengeleri ve yardım çağrısına kapalı tutumu, bu iş birliğini şimdilik sınırlıyor.