ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in, İran ile İsviçre’de Cuma günü yapılması planlanan kritik nükleer görüşmelere katılmak üzere yapacağı yurt dışı seyahati son anda ertelendi. Beyaz Saray’dan yapılan resmi açıklamada, ertelemenin “lojistik ve takvim uyumsuzlukları” nedeniyle gerçekleştiği belirtilirken, diplomatik kaynaklar görüşmelerin önümüzdeki haftalarda yeniden planlanmasının beklendiğini ifade etti. Bu gelişme, Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığı ve Batılı istihbarat örgütlerinin İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına aylar kaldığı uyarısı yaptığı bir dönemde yaşanıyor.
Görüşmelerin arka planı
ABD ile İran arasında dolaylı müzakereler olarak başlayan süreç, Kasım 2024’te Trump yönetiminin yeniden göreve başlamasının ardından daha da karmaşık bir hal aldı. Trump, seçim kampanyasında İran’a yönelik “maksimum baskı” politikasını yeniden uygulayacağını vaat etmiş, ancak son haftalarda İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yeni yönetimiyle diyalog kanallarını açık tutma sinyali vermişti. Vance’in İsviçre ziyareti, bu bağlamda ABD’nin İran’a yönelik müzakere pozisyonunu somutlaştırma fırsatı olarak görülüyordu. Ancak, erteleme kararının arkasında İran’ın zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkardığı yönündeki yeni raporların yanı sıra, ABD’nin Körfez’deki askeri varlığını artırması gibi faktörlerin bulunduğu belirtiliyor.
Diplomatik çevreler, Vance’in müzakere ekibinin İran’ın nükleer programının tüm yönlerini kapsayan kapsamlı bir anlaşma taslağı üzerinde çalıştığını, ancak Tahran’ın özellikle uranyum zenginleştirme hakları konusunda esneklik göstermediğini aktarıyor. Öte yandan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Müzakerelerin askıya alınması İran için bir kayıp değildir; biz her zaman diplomasiye hazırız ancak baskıya boyun eğmeyiz” ifadelerini kullanması, ertelemenin her iki taraf için de stratejik bir hamle olabileceği yorumlarına neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran görüşmelerindeki bu belirsizlik, tüm Ortadoğu’yu etkileyebilecek potansiyel bir krize işaret ediyor. İsrail, İran’ın nükleer kapasitesine yönelik endişelerini sık sık dile getirirken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri de Tahran’ın bölgedeki etkisini sınırlamak için Washington’la koordinasyon halinde. Öte yandan, Çin ve Rusya’nın İran’la enerji ve askeri iş birliğini derinleştirmesi, Batı’nın yaptırım politikalarının etkinliğini zayıflatıyor. Eğer ABD ile İran arasında bir anlaşma sağlanamazsa, bölgede yeni bir silahlanma yarışı ve petrol fiyatlarında ani yükseliş yaşanması muhtemel. Ayrıca, Yemen’deki Husiler ve Irak’taki Şii milis grupları gibi İran destekli aktörlerin ABD hedeflerine yönelik saldırılarını artırabileceği endişesi de yaygın.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la derin ekonomik ve enerji bağlarına sahipken, aynı zamanda nükleer İran’ın bölgesel güvenliğe tehdit oluşturmasından da endişe duyuyor. Ankara, ABD-İran görüşmelerinin başarısız olması halinde, Suriye ve Irak’ta İran destekli güçlerle olası çatışmaların artmasından, ayrıca ABD yaptırımlarının Türk bankacılık sistemine olumsuz yansımalarından çekiniyor. Türkiye’nin bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeli bulunsa da, Washington ve Tahran’ın karşılıklı güvensizliği bu tür bir girişimi zorlaştırıyor. Sonuç olarak, Vance’in seyahatinin ertelenmesi, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve komşu ülkelerdeki istikrarı yakından takip etmesini gerektiriyor.