ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 18 Haziran 2026 Perşembe günü Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, İran ile varılan anlaşmayı eleştiren İsrailli yetkililere sert sözlerle yanıt verdi. Vance, "Donald J. Trump, şu anda dünyada İsrail devletine sempati duyan tek devlet başkanıdır" ifadesini kullanarak, iki müttefik arasındaki görüş ayrılığını açıkça ortaya koydu. Bu açıklama, ABD ile İsrail arasında son dönemde derinleşen diplomatik krizin yeni bir boyutunu oluşturuyor.
Gelişmenin Arka Planı: İran Anlaşması ve İsrail'in Tepkisi
Trump yönetiminin İran ile imzaladığı yeni nükleer anlaşma, İsrail tarafından güvenlik tehdidi olarak değerlendiriliyor. İsrailli yetkililer, anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini sınırlamadığı ve nükleer programını tamamen durdurmadığı gerekçesiyle Washington'a yönelik eleştirilerini artırdı. Özellikle İsrail Başbakanı'nın danışmanları, anlaşmayı "tarihi bir hata" olarak nitelendirerek ABD'yi Ortadoğu'da güvenilirliğini kaybetmekle suçladı.
Vance'in sert çıkışı, Trump yönetiminin müttefiklerinden gelen eleştirilere karşı tahammülsüzlüğünü gösteriyor. Başkan Yardımcısı, İsrailli yetkililerin anlaşmayı "sabote etmeye" çalıştığını ima ederek, "İsrail'in güvenliği bizim için önemli ama bu, egemen bir ulus olarak aldığımız kararları başkalarının dikte etmesine izin vereceğimiz anlamına gelmez" dedi. Bu açıklama, ABD-İsrail ilişkilerinin Soğuk Savaş sonrası en gergin dönemlerinden birine girdiğini işaret ediyor.
Diplomatik kaynaklara göre, Beyaz Saray, İsrail'in anlaşmayı engellemek için Kongre'de lobi faaliyetleri yürüttüğünden rahatsız. Vance'in sözleri, bu rahatsızlığın kamuoyuna yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ortadoğu'da Yeni Dengeler
ABD-İsrail arasındaki bu gerilim, Ortadoğu'daki güç dengelerini de etkileyebilir. İran anlaşması, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri tarafından temkinli bir şekilde karşılanırken, İsrail'in yalnızlaşmasına yol açabilir. Öte yandan, Avrupa Birliği anlaşmayı desteklerken, Rusya ve Çin de diplomatik sürece dahil olmayı hedefliyor. Vance'in açıklamaları, ABD'nin İsrail'e koşulsuz destek vermeyeceği sinyalini vererek, bölgedeki diğer aktörlerin elini güçlendirebilir. Analistler, bu gelişmenin İsrail'in güvenlik politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabileceğini belirtiyor. Ayrıca, ABD'deki Yahudi lobisinin tepkisi de merak konusu; çünkü Trump yönetimi bu kitleyi 2028 seçimlerinde kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İsrail arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. İran anlaşmasına karşı çıkan İsrail ile Washington arasındaki ayrışma, Türkiye'nin hem ABD hem de İran ile ilişkilerinde manevra alanını genişletebilir. Ancak, Ankara'nın İran'ın nükleer programına yönelik endişeleri İsrail'le benzerlik taşıyor. Türkiye, bir yandan ABD ile ittifakını sürdürürken diğer yandan İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini korumak zorunda. Bu gelişme, Türk dış politikasının denge arayışını daha da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, ABD-İsrail krizinin Ortadoğu'da yarattığı belirsizlik, Türkiye'nin Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir.