ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pazartesi günü İsviçre'deki bir dağ tatil beldesinde İran heyetiyle gerçekleştirdiği maraton doğrudan görüşmelerin ardından, Tahran'la nihai bir anlaşmaya varılması için "çok iyi bir temel" oluşturulduğunu açıkladı. Görüşmelerde İran, Birleşmiş Milletler nükleer gözlem kuruluşunun denetçilerini kabul etti. Bu gelişme, uzun süredir devam eden nükleer müzakerelerde kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Görüşmelerin detayları ve tarafların tutumu
İsviçre'nin Zermatt kenti yakınlarındaki bir otelde gerçekleşen ve yaklaşık sekiz saat süren görüşmelerde, ABD ve İran heyetleri nükleer programın sınırlandırılması ve yaptırımların kaldırılması konularını ele aldı. Kaynaklara göre, iki taraf da anlaşmaya varmak için istekli olduklarını ancak temel farklılıkların devam ettiğini belirtti. Vance, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, "İranlı müzakerecilerle yapıcı ve samimi bir diyalog gerçekleştirdik. Henüz bir anlaşmaya varmış değiliz, ancak ilerleme kaydedildi. Önümüzdeki haftalarda müzakereler devam edecek" ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise görüşmelerin "olumlu bir atmosferde" geçtiğini ve tarafların karşılıklı talepleri dinlediğini söyledi. Arakçi, "Biz nükleer haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında şeffaflık sağlamaya hazırız" dedi. Görüşmelerde, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi ve IAEA'nın (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) denetimlerine tam erişim sağlanması gibi konuların masaya yatırıldığı bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'la nükleer bir anlaşmanın sağlanması, Ortadoğu'da dengeleri köklü biçimde değiştirebilir. İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından endişe duyuyor. ABD yönetimi, anlaşmanın bölgesel güvenliği artıracağını ve İran'ın ekonomik izolasyonunu sona erdireceğini savunuyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programına ilişkin Batılı istihbarat raporları, Tahran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun silah yapımına yetecek düzeye yaklaştığını gösteriyor. Bu nedenle, diplomatik çözümün aciliyeti her geçen gün artıyor.
Anlaşmanın küresel enerji piyasalarına da etkisi olması bekleniyor. İran, dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip ülkelerden biri. Yaptırımların kalkması, İran'ın enerji ihracatını artırarak küresel arzı genişletebilir ve fiyatları düşürebilir. Bu durum, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'la ABD arasında sağlanabilecek bir nükleer anlaşma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından hayati önem taşıyor. Türkiye, doğalgaz ve petrol ithalatının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor; yaptırımların kalkması enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, anlaşma Ortadoğu'da gerginliği azaltarak Türkiye'nin güney sınırlarındaki tehditleri hafifletebilir. Ancak, anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırmasından endişe eden Suudi Arabistan ve İsrail'in tepkileri, Türkiye'nin bu ülkelerle ilişkilerini etkileyebilir. Ankara, dengeli bir dış politika izleyerek hem ABD hem de İran'la diyaloğunu sürdürmeli.