ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) faaliyetlerini durdurmasının üzerinden aylar geçerken, bu kararın insani bedeli giderek daha görünür hale geliyor. Ancak bu bedelin ne kadar büyük olduğu konusunda ciddi bir görüş ayrılığı var: Akademisyenler, kapanmanın dünya genelinde yüz binlerce kişinin ölümüne yol açabileceğini öngörürken, teknik milyarder Elon Musk ve yönetimi, etkilerin abartıldığını savunuyor. Gerçek, bu iki uç tahminin arasında bir yerde.
Gelişmenin arka planı
USAID, 1961'den bu yana ABD dış yardımlarının ana kanalı olarak faaliyet gösteriyordu. Ajans, sağlık, eğitim, tarım, temiz su ve acil yardım gibi alanlarda 130'dan fazla ülkede yıllık ortalama 40-60 milyar dolarlık bütçeyle projeler yürütüyordu. Ocak 2025'te Başkan Donald Trump'ın yürütme emriyle ajansın operasyonları askıya alındı ve ardından Elon Musk'ın başkanlığını yaptığı Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE) tarafından tasfiye sürecine sokuldu.
Kapanmanın en görünür etkisi, sağlık programlarının çökmesi oldu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, özellikle Afrika ve Güney Asya'da sıtma, verem ve HIV/AIDS gibi hastalıklarla mücadele eden binlerce klinik kapanmak zorunda kaldı. Ayrıca, aşı tedarik zincirleri koptu; bebek ve anne ölümleri arttı. Örneğin, Uganda'da ortopedik engellilere yardım sağlayan bir kuruluş, fon kesintisi nedeniyle işçi çıkararak hizmetlerini büyük ölçüde durdurdu.
Bu durumun yarattığı insani kriz, akademisyenler tarafından modellenmeye çalışıldı. Johns Hopkins Üniversitesi ve Brookings Enstitüsü'nden araştırmacılar, kapanmanın ilk yılında 100.000 ila 500.000 arasında ek ölüm olabileceğini tahmin ediyor. Ancak bu sayılar, bazı programların (örneğin, acil gıda yardımı) kısmen sürdürülmesine bağlı olarak değişiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
USAID'in kapanmasının etkileri yalnızca sağlıkla sınırlı değil. Küresel gıda güvenliği, eğitim ve demokrasi destek programları da ciddi darbe aldı. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, finansman kesintileri nedeniyle Suriye, Yemen ve Afganistan'daki gıda dağıtımlarını %50 oranında azalttığını açıkladı. Bu ülkelerdeki açlık riski, insani yardım kuruluşlarının raporlarına göre dramatik şekilde arttı.
Elon Musk ise bu iddiaları sık sık reddetti. Musk, USAID'in kapatılmasının gereksiz bürokrasiyi azaltacağını ve vergi mükelleflerinin parasını kurtaracağını savundu. Ona göre, istatistikler bağlamdan koparılıyor ve yardımların sürdürülebilirliği konusunda aşırı karamsar senaryolar çiziliyor. Ancak uzmanlar, Musk'ın bu tutumunun gerçekleri yansıtmadığını, çünkü saha verilerinin zaten kesintilerin etkisini gösterdiğini belirtiyor.
Öte yandan, ABD'nin bu adımı uluslararası toplumda büyük tepki çekti. Avrupa Birliği, Japonya ve Kanada gibi gelişmiş ülkeler, kendi dış yardım bütçelerini geçici olarak artırma sözü verdi. Ancak bu artışlar, USAID'in bıraktığı boşluğu doldurmaktan uzak. Çin ve Rusya, bu durumu kendi nüfuz alanlarını genişletmek için bir fırsat olarak görüyor; Pekin, altyapı projeleri ve sağlık yardımlarıyla bu ülkelere giriş yapmaya başladı bile.
Türkiye Açısından Değerlendirme
USAID'in kapanışı, Türkiye'yi doğrudan hedef almıyor, ancak bölgesel yansımaları açısından önem taşıyor. Suriye ve Ukrayna'da Türkiye'nin etkin olduğu bölgelerde insani yardım akışlarının kesilmesi, Ankara üzerindeki göç baskısını artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi kalkınma yardımları (TİKA) bu boşluğu kısmen doldurabilir; ancak bu, bütçe ve lojistik açıdan yeni yükler getirecek. Küresel gıda fiyatlarında olası bir artış, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir. Bu nedenle, Türk dış politikası, ABD ile bu süreçte diyaloğu sürdürürken, bölgesel istikrarı korumak için alternatif mekanizmalarla işbirliğini güçlendirmeli.