Avustralya'da faaliyet gösteren antisemitizm ve sosyal uyum kraliyet komisyonu, geçtiğimiz günlerde Sidney'deki Yeni Güney Galler Üniversitesi'nde (UNSW) bir öğretim üyesinin sınıfta öğrenciler tarafından Nazi selamına maruz kaldığını dinledi. Komisyonda ifade veren Yahudi akademisyenler ve öğrenciler, kampüslerde sistematik bir Yahudi düşmanlığı dalgasıyla karşı karşıya olduklarını belirtti. Bu durum, Avustralya genelinde yükselen antisemitizm olaylarının eğitim kurumlarına da sıçradığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Antisemitizmle mücadele için federal hükümet tarafından kurulan kraliyet komisyonu, İsrail-Hamas savaşının ardından Avustralya'da tırmanan Yahudi karşıtı eylemleri araştırıyor. UNSW akademisyeni Dr. Sarah Katz, komisyonda verdiği ifadede, bir ders sırasında öğrencilerinden birinin kendisine Nazi selamı verdiğini ve bu durumun kendisini derinden sarstığını anlattı. Katz ayrıca, kampüste duvarlara 'Yahudilere ölüm' yazıldığını ve Yahudi öğrencilerin fişlendiğini iddia etti. Üniversite yönetimi olayı kınarken, soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ancak öğrenci grupları, yönetimin yeterince hızlı hareket etmediğini savunuyor.
Komisyon, ülke genelinde 50'den fazla tanık dinledi. Bunların arasında Melbourne Üniversitesi'nden bir profesör de yer alıyor. Profesör, bir konferans sırasında Filistin yanlısı protestocular tarafından hedef alındığını ve 'Siyonist işgalci' diye bağırarak susturulmaya çalışıldığını söyledi. Komisyon başkanı Jillian Segal, bu ifadelerin 'rahatsız edici' olduğunu ve kampüslerde 'düşmanlık iklimi' oluştuğunu belirtti.
Bölgesel veya küresel boyut
Avustralya'daki bu gelişmeler, küresel çapta artan antisemitizm dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından Gazze'de başlayan savaş, dünya genelinde hem İsrail karşıtı hem de Yahudi karşıtı söylemleri körükledi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2024 yılında Avustralya'da antisemitik olaylar bir önceki yıla göre yüzde 300 arttı. ABD ve Avrupa'da da benzer tablolar yaşanıyor. Fransa'da sinagoglara saldırılar, Almanya'da Yahudi mezarlıklarına saygısızlık ve İngiltere'de Yahudi öğrencilerin üniversitelerde taciz edildiği rapor ediliyor. Uzmanlar, bu durumun toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği ve ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında tarihsel olarak Filistin davasına destek vermiş bir ülke olarak, antisemitizmle mücadele konusunda hassas bir dengede duruyor. Avustralya'daki bu tür olaylar, küresel Yahudi topluluklarının güvenlik endişelerini artırırken, Türkiye'deki Yahudi cemaatinin de durumdan etkilenme potansiyeli var. Ankara, nefret suçlarına karşı uluslararası işbirliğini güçlendirmeye çalışıyor. Ancak bu tür gelişmeler, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde ve iç kamuoyunda antisemitizm söylemlerinin yeniden alevlenmemesi için dikkatli bir dil kullanmasını gerektiriyor. Bölgesel istikrar açısından, antisemitizmin yükselişi, Orta Doğu'daki gerginliklerin küresel yansımalarının bir göstergesi olarak okunabilir.